CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Toplantısı'nda konuşuyor...

Siyaset 24.01.2023 - 14:20, Güncelleme: 24.01.2023 - 14:20
 

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Grup Toplantısı'nda konuşuyor...

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısında konuşuyor
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündemi değerlendiriyor. Kılıçdaroğlu'nun satırbaşları şöyle: Bizim için önemli olan bayrağımız ve vatanımız. Bunun için gözümüzü kırpmadan hayatımızı verebiliriz, veririz de. Asla ve asla bayrağımız ve vatanımıza gölge düşmesini dahi istemeyiz. Siyasetçinin ahlaklı, zenginleşmemesi, bir gruba değil bir sınıfa değil 85 milyona hiçbir ayrım yapmadan hizmet etmesi gerekir. Eğer siyasetçi bu ülkenin çıkarlarını düşünüyorsa kendi çıkarlarını, ailesinin çıkarlarını geri plana atması lazım. Böyle bir siyasetçi, böyle bir yönetim istiyoruz. Kamer Genç bunlardan bir tanesiydi. Elinde bir fenerle Meclis kürsüsüne çıktığı zaman her türlü saldırıya rağmen düşüncelerini özgürce ifade ederdi. Onu rahmetle anıyoruz. Uğur Mumcu böyleydi. Uğur Mumcu bir siyasetçi değildi ama Uğur Mumcu kalemini satmayan, yürekli bir gazeteciydi. Elbette kalemini satmayanlara baskılar, tehditler, yıldırmalar olacaktır. Hatta onlara yönelik olarak cinayetler de işlenebilecektir. Uğur Mumcu bunlardan bir tanesiydi. Kalemini satmadı, dik durdu, onurlu durdu ama hayatına kastettiler. Her yıl Uğur Mumcu'yu binlerce kişi anıyor ve hatırlıyorsa ve onu saygıyla anıyorsa onun bıraktığı kalıcı iz daha sonraki gazetecilerin tümüne örnek olsun istiyoruz. Havuz medyası değil özgür medya istiyoruz. Televizyonlara çıkıp gazeteci kisvesiyle iktidarın bütün yanlışlarını savunanlara gazeteci demiyoruz. Orhan Erinç de aramızdan ayrıldı. Hem Cumhuriyet Gazetesine, ailesine, basın camiasına baş sağlığı diliyoruz. Her birimiz zorunlu olarak o yolculuğa bir gün çıkacağız. Önemli olan arkada bıraktığımız güzel şeyler. O güzel şeylerle anılmak isteriz. İsveç'te iğrenç bir olay oldu. Büyükelçiliğimizin önüne bir soytarıyı getirdiler, ona bir provokasyon eylemi yaptırdılar. Kutsal kitabımızı, elçilik önünde yakılması söylenmiş geldi yaktı o sefil kişi. Amacının ne olduğu o kadar aşikar ki, resmi görmek için özel bir zeka düzeyine sahip olmak gerekmiyor. İsveç yönetimi devlet zekasından yoksun, seyretti durdu bu provokasyonu. Bu oyunun oynanmasına açıkça izin verdiler. O pislik, o kadar alçalmış bir adam ki iğrenme duygusundan başka bir şey hissetmiyor insan. Her inanca saygılıyız, her kimliğe saygılıyız. İnançlara saygı göstermek insan olmanın da bir gereğidir. YSK ile ilgili söylediğim bir şey tartışılıyor. YSK'ya güvenmediğimi Mısır'daki sağır sultan duydu. YSK'nın hangi olaylarda nasıl karar vereceğini hepimiz biliyoruz. Sanki biz başvuracağız, YSK hukuka, anayasaya uygun karar verecek. Allah aşkına, akıl var mantık var. İradesini saraya ipotek eden adama hakim mi denir? Hala bunu öğrenmediniz mi? Eğer YSK'ya güvenseydik özel olarak bir sandık güvenliği için çalışmazdık. Biz her sandığın güvenliğini almak zorundayız. Neden? Güvenmiyoruz yargıya, YSK'ya. Bozulma bürokrasi ile başladı, yargı ile devam ediyor. Hala hukukun üstünlüğü ve vicdani kanaatine göre karar veren yargıçlarımız var. Hala bürokraside düzgün, ahlaklı iş yapanlar var. Zaten onların yüzü suyu hürmetine bu kırıntı kaldı. Bozulma o kadar büyük alanlara yansıdı ki TBMM'de de ciddi bir bozulmanın olduğunu görüyoruz. Ayakkabı yalayıcılığına soyunan siz hiç milletvekili gördünüz mü? Bu milletvekili Ordu'da nasıl geziyor? Erdoğan'ın ayakkabısına elini atsın yalayarak gitsin, herkes de seyretsin. Ahlak bozulursa Türkiye bu noktaya geliyor. O milletvekilinin Ordu milletvekiliyim diye gezmesine gerek yok. Sarayın oraya ya da AK Parti'nin Genel Merkezi'ne gitsin. Onun bir heykelini yapsınlar ve altına 'Erdoğan'ın ayakkabılarının eliyle yalamaktan söz eden ve bununla onur duyan milletvekilimiz' yazsınlar. Bir insan aklını kiraya verirse sonuç bu noktaya gelir. Çürümüşlüğü vatandaş görüyor ve bunları değiştirmek için sandığı bekliyor. Beraber gideceğiz, onurumuzla, gururumuzla, Cumhuriyet aşkımızla gideceğiz ve demokrasi ile taçlandıracağız. Hiç kimse endişe etmesin. Uyuşturucu oligarklarıyla, mafyalarla da mücadele edeceğiz. Onların da tehditleri geliyor. Tehdit etmezseniz namertsiniz. Bir milim geri adım atmayacağız. Yemin ettim, garibin gurabanın hakkını ve hukukunu sonuna kadar savunacağız. Çünkü biz bu devleti inşa eden Kuvâ-yi Milliye geleneğinden geliyoruz.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısında konuşuyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündemi değerlendiriyor.

Kılıçdaroğlu'nun satırbaşları şöyle:

Bizim için önemli olan bayrağımız ve vatanımız. Bunun için gözümüzü kırpmadan hayatımızı verebiliriz, veririz de. Asla ve asla bayrağımız ve vatanımıza gölge düşmesini dahi istemeyiz. Siyasetçinin ahlaklı, zenginleşmemesi, bir gruba değil bir sınıfa değil 85 milyona hiçbir ayrım yapmadan hizmet etmesi gerekir. Eğer siyasetçi bu ülkenin çıkarlarını düşünüyorsa kendi çıkarlarını, ailesinin çıkarlarını geri plana atması lazım. Böyle bir siyasetçi, böyle bir yönetim istiyoruz.

Kamer Genç bunlardan bir tanesiydi. Elinde bir fenerle Meclis kürsüsüne çıktığı zaman her türlü saldırıya rağmen düşüncelerini özgürce ifade ederdi. Onu rahmetle anıyoruz. Uğur Mumcu böyleydi. Uğur Mumcu bir siyasetçi değildi ama Uğur Mumcu kalemini satmayan, yürekli bir gazeteciydi. Elbette kalemini satmayanlara baskılar, tehditler, yıldırmalar olacaktır. Hatta onlara yönelik olarak cinayetler de işlenebilecektir. Uğur Mumcu bunlardan bir tanesiydi. Kalemini satmadı, dik durdu, onurlu durdu ama hayatına kastettiler. Her yıl Uğur Mumcu'yu binlerce kişi anıyor ve hatırlıyorsa ve onu saygıyla anıyorsa onun bıraktığı kalıcı iz daha sonraki gazetecilerin tümüne örnek olsun istiyoruz. Havuz medyası değil özgür medya istiyoruz. Televizyonlara çıkıp gazeteci kisvesiyle iktidarın bütün yanlışlarını savunanlara gazeteci demiyoruz. Orhan Erinç de aramızdan ayrıldı. Hem Cumhuriyet Gazetesine, ailesine, basın camiasına baş sağlığı diliyoruz. Her birimiz zorunlu olarak o yolculuğa bir gün çıkacağız. Önemli olan arkada bıraktığımız güzel şeyler. O güzel şeylerle anılmak isteriz.

İsveç'te iğrenç bir olay oldu. Büyükelçiliğimizin önüne bir soytarıyı getirdiler, ona bir provokasyon eylemi yaptırdılar. Kutsal kitabımızı, elçilik önünde yakılması söylenmiş geldi yaktı o sefil kişi. Amacının ne olduğu o kadar aşikar ki, resmi görmek için özel bir zeka düzeyine sahip olmak gerekmiyor. İsveç yönetimi devlet zekasından yoksun, seyretti durdu bu provokasyonu. Bu oyunun oynanmasına açıkça izin verdiler. O pislik, o kadar alçalmış bir adam ki iğrenme duygusundan başka bir şey hissetmiyor insan. Her inanca saygılıyız, her kimliğe saygılıyız. İnançlara saygı göstermek insan olmanın da bir gereğidir.

YSK ile ilgili söylediğim bir şey tartışılıyor. YSK'ya güvenmediğimi Mısır'daki sağır sultan duydu. YSK'nın hangi olaylarda nasıl karar vereceğini hepimiz biliyoruz. Sanki biz başvuracağız, YSK hukuka, anayasaya uygun karar verecek. Allah aşkına, akıl var mantık var. İradesini saraya ipotek eden adama hakim mi denir? Hala bunu öğrenmediniz mi? Eğer YSK'ya güvenseydik özel olarak bir sandık güvenliği için çalışmazdık. Biz her sandığın güvenliğini almak zorundayız. Neden? Güvenmiyoruz yargıya, YSK'ya.

Bozulma bürokrasi ile başladı, yargı ile devam ediyor. Hala hukukun üstünlüğü ve vicdani kanaatine göre karar veren yargıçlarımız var. Hala bürokraside düzgün, ahlaklı iş yapanlar var. Zaten onların yüzü suyu hürmetine bu kırıntı kaldı. Bozulma o kadar büyük alanlara yansıdı ki TBMM'de de ciddi bir bozulmanın olduğunu görüyoruz. Ayakkabı yalayıcılığına soyunan siz hiç milletvekili gördünüz mü? Bu milletvekili Ordu'da nasıl geziyor? Erdoğan'ın ayakkabısına elini atsın yalayarak gitsin, herkes de seyretsin. Ahlak bozulursa Türkiye bu noktaya geliyor. O milletvekilinin Ordu milletvekiliyim diye gezmesine gerek yok. Sarayın oraya ya da AK Parti'nin Genel Merkezi'ne gitsin. Onun bir heykelini yapsınlar ve altına 'Erdoğan'ın ayakkabılarının eliyle yalamaktan söz eden ve bununla onur duyan milletvekilimiz' yazsınlar. Bir insan aklını kiraya verirse sonuç bu noktaya gelir. Çürümüşlüğü vatandaş görüyor ve bunları değiştirmek için sandığı bekliyor. Beraber gideceğiz, onurumuzla, gururumuzla, Cumhuriyet aşkımızla gideceğiz ve demokrasi ile taçlandıracağız. Hiç kimse endişe etmesin.

Uyuşturucu oligarklarıyla, mafyalarla da mücadele edeceğiz. Onların da tehditleri geliyor. Tehdit etmezseniz namertsiniz. Bir milim geri adım atmayacağız. Yemin ettim, garibin gurabanın hakkını ve hukukunu sonuna kadar savunacağız. Çünkü biz bu devleti inşa eden Kuvâ-yi Milliye geleneğinden geliyoruz.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sakinca.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.