Can Pulak
Köşe Yazarı
Can Pulak
 

Serbest Soygun ekonomisi

Piyasa çıldırmış, etiketler sürekli değişiyor,  fiyatların duracağı yok. Serbest piyasa ekonomisini, elbirliğiyle (serbest soygun ekonomisi)ne çevirmiş bulunuyoruz.  Güya marketlerde fiyatlar donduruldu.  Ankara (dondurduk)deyince, donacak sanıyoruz hepimiz. Mümkün mü, emirle yada talimatla donar mı fiyatlar?Türkiye’nin herşeyine hakim olan AKP Başkanı, bir tek zamlara söz geçiremiyor. Askeri, polisi, zabıtası,  milyona yakın kamu görevlisi ile başedemiyor zamlarla. Zamları kontrol edebilmek, esnafın ahlak zaafını gözleyebilmek, etiketlerdeki saatbaşı değişiklikleri farkedebilmek için, halk gibi yaşamak, halkın içinde yaşamak lazım.  Devletin lojmanlarında oturursan, alışverişini şoförüne, kapıcına yaptırırsan piyasadan haberin olur mu?Eline fileyi alıp çarşıya pazara çıkmadıkça, halkın sıkıntılarını yaşamadıkça,  geçinmenin, beslenmenin, aydınlanmanın, ısınmanın zorluğunu farkedebilirmisin hiç?Seçim yaklaştı ya, bol keseden dağıtılıyor paralar.  Artışlar daha maaşlara yansımadan, lafıyla hemen değişiyor fiyatlar. İçme suyunun fiyatı bir gecede değişir mi, 15 litrelik damacana suya 50 lira istiyorlar artık. Bir küçük plastik şişe su bakkallarda 5, benzincilerde 10 liraya satılıyor.  Ya fırıncılara ne demeli?Evet un çok pahalandı ama, farklı unları birbirine karıştırıp değişik isimlerle 25-30 liraya ekmek satmak olacak iş mi?Yok kepek ekmeğiydi, yok ekşi maya tam tahıldı, yok çavdardı, yok kara buğdaydı, yok siyes buğdayıydı, dayayın fiyatları gitsin. Hem kazık yiyor vatandaş, hem de aldığı ekmek her ay küçülüyor. Bazı fırınlarda sandviç ekmeğine döndü boyutları. Derdini anlatacak  kimseyi bulamıyor ki insanımız. Ete, süte ulaşmak çok zorlaştı artık. Hayvancılık politikamız iflas edince, yem fiyatı süt fiyatını birkaç kat aşınca, kesime gitti o güzelim holştayn inekleri. Sütün litresi üreticide 2o-25 liraya çıktı. Şubat ayında 40 liraya süt, 50 liraya yoğurt bulabilirseniz şükredin.  Piyasadaki kontrolsüzlük, mevzii ahlaksızlık,  serbest piyasa ekonomisi mazeretiyle hoşgörülüyor. Bu nasıl serbest piyasadır ki,  çocuğu süte, dar gelirliyi ekmeğe muhtaç hale getirdi?Aslına bakarsanız kusurun çoğunu,  serbest piyasadaki gevşeklik anlayışından fazla, bizi yönetenlerde aramak lazım. Onların becereksizliği, ehliyetsizliği ve liyakatsizliği bizi bu noktalara getirdi. Betona yüklendiler,  köprülere,  tünellere, havaalanlarına, modern ve yüksek apartmanlara yatırdılar parayı. Har vurup harman savurdular birikimimizi. Ayakları yorgana göre uzatmayarak bitirdiler sermayemizi.  Yapılanlar kötü mü oldu?Belki olmadı ama, doğru dürüst yiyecek paramız da kalmadı işte. Betonla beslenmiyor insanlar. Gıda arıyor, et ve süt arıyor, çoluğunu çocuğunu beslemekte zorlanıyor insanımız. Bakmayın siz akşamları televizyonlarda atıp tutanlara,  mangalda kül bırakmayanlara, uçuyoruz-dünya bizi kıskanıyor diyenlere. Gerçek hiç de içaçıcı değil dostlarım. Hemen birşeyler yapmalı ve sosyal devlet anlayışını siyaset sahalarında değil, beslenmekte ve ısınmada, aydınlanmada büyük zorluklar çeken insanımız için geçerli kılmalıyız. Uzun lafın kısası, seçim kazanma gayret ve uğraşları kadar, milletin beslenmesini kolaylaştıracak ve tarımı tekrar ayağa kaldıracak çalışmaları da hemen başlatmak lazım. Ayrıca et, süt, yumurta ve ekmek gibi temel gıda maddelerinde devletin para desteğini yani sübvansiyonu sağlamak da şart.  Acil önlem olarak ilk akla gelenler bunlar.   
Ekleme Tarihi: 13 Ocak 2023 - Cuma

Serbest Soygun ekonomisi

Piyasa çıldırmış, etiketler sürekli değişiyor,  fiyatların duracağı yok. Serbest piyasa ekonomisini, elbirliğiyle (serbest soygun ekonomisi)ne çevirmiş bulunuyoruz. 
Güya marketlerde fiyatlar donduruldu.  Ankara (dondurduk)deyince, donacak sanıyoruz hepimiz. Mümkün mü, emirle yada talimatla donar mı fiyatlar?Türkiye’nin herşeyine hakim olan AKP Başkanı, bir tek zamlara söz geçiremiyor. Askeri, polisi, zabıtası,  milyona yakın kamu görevlisi ile başedemiyor zamlarla. Zamları kontrol edebilmek, esnafın ahlak zaafını gözleyebilmek, etiketlerdeki saatbaşı değişiklikleri farkedebilmek için, halk gibi yaşamak, halkın içinde yaşamak lazım. 
Devletin lojmanlarında oturursan, alışverişini şoförüne, kapıcına yaptırırsan piyasadan haberin olur mu?Eline fileyi alıp çarşıya pazara çıkmadıkça, halkın sıkıntılarını yaşamadıkça,  geçinmenin, beslenmenin, aydınlanmanın, ısınmanın zorluğunu farkedebilirmisin hiç?Seçim yaklaştı ya, bol keseden dağıtılıyor paralar.  Artışlar daha maaşlara yansımadan, lafıyla hemen değişiyor fiyatlar. İçme suyunun fiyatı bir gecede değişir mi, 15 litrelik damacana suya 50 lira istiyorlar artık. Bir küçük plastik şişe su bakkallarda 5, benzincilerde 10 liraya satılıyor. 
Ya fırıncılara ne demeli?Evet un çok pahalandı ama, farklı unları birbirine karıştırıp değişik isimlerle 25-30 liraya ekmek satmak olacak iş mi?Yok kepek ekmeğiydi, yok ekşi maya tam tahıldı, yok çavdardı, yok kara buğdaydı, yok siyes buğdayıydı, dayayın fiyatları gitsin. Hem kazık yiyor vatandaş, hem de aldığı ekmek her ay küçülüyor. Bazı fırınlarda sandviç ekmeğine döndü boyutları. Derdini anlatacak  kimseyi bulamıyor ki insanımız. Ete, süte ulaşmak çok zorlaştı artık. Hayvancılık politikamız iflas edince, yem fiyatı süt fiyatını birkaç kat aşınca, kesime gitti o güzelim holştayn inekleri. Sütün litresi üreticide 2o-25 liraya çıktı. Şubat ayında 40 liraya süt, 50 liraya yoğurt bulabilirseniz şükredin. 
Piyasadaki kontrolsüzlük, mevzii ahlaksızlık,  serbest piyasa ekonomisi mazeretiyle hoşgörülüyor. Bu nasıl serbest piyasadır ki,  çocuğu süte, dar gelirliyi ekmeğe muhtaç hale getirdi?Aslına bakarsanız kusurun çoğunu,  serbest piyasadaki gevşeklik anlayışından fazla, bizi yönetenlerde aramak lazım. Onların becereksizliği, ehliyetsizliği ve liyakatsizliği bizi bu noktalara getirdi. Betona yüklendiler,  köprülere,  tünellere, havaalanlarına, modern ve yüksek apartmanlara yatırdılar parayı. Har vurup harman savurdular birikimimizi. Ayakları yorgana göre uzatmayarak bitirdiler sermayemizi. 
Yapılanlar kötü mü oldu?Belki olmadı ama, doğru dürüst yiyecek paramız da kalmadı işte. Betonla beslenmiyor insanlar. Gıda arıyor, et ve süt arıyor, çoluğunu çocuğunu beslemekte zorlanıyor insanımız. Bakmayın siz akşamları televizyonlarda atıp tutanlara,  mangalda kül bırakmayanlara, uçuyoruz-dünya bizi kıskanıyor diyenlere. Gerçek hiç de içaçıcı değil dostlarım. Hemen birşeyler yapmalı ve sosyal devlet anlayışını siyaset sahalarında değil, beslenmekte ve ısınmada, aydınlanmada büyük zorluklar çeken insanımız için geçerli kılmalıyız. Uzun lafın kısası, seçim kazanma gayret ve uğraşları kadar, milletin beslenmesini kolaylaştıracak ve tarımı tekrar ayağa kaldıracak çalışmaları da hemen başlatmak lazım. Ayrıca et, süt, yumurta ve ekmek gibi temel gıda maddelerinde devletin para desteğini yani sübvansiyonu sağlamak da şart.  Acil önlem olarak ilk akla gelenler bunlar. 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sakinca.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.