İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında duruşma yarına ertelendi

Güncel 17.06.2026 - 22:53, Güncelleme: 17.06.2026 - 22:53
 

İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında duruşma yarına ertelendi

İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 68 tutuklu ve tutuksuz sanıklar duruşmanın 13'üncü haftasında hakim karşısına çıktı. Bugün görülen 52’nci duruşmada sanıkların savunmaları alınıyor. Mahkemede savunma yapan Kültür A.Ş. Etkinlik ve Organizasyon Şefi Metin Bal, "Murat Ongun ile aramda iddia edildiği gibi hiyerarşik veya örgütsel bir bağ hiçbir zaman bulunmamıştır. Ongun’u Başkanımız İmamoğlu’nun danışmanı olarak bilirim. HTS kaydımız dahi bulunmamıştır, daha doğrusu bulunmamıştır. Benim çalışmış olduğum kurum olan Kültür A.Ş.’de de yöneticim değildir. Kendisinden hiçbir zaman talimat almadım. Ben emir ve talimatlarımı bağlı bulunduğum kurum yöneticilerinden alan bir çalışanım. Kurumsal yapı içerisinde görevimi yerine getiriyorum. Bu durumun örgüt üyeliği olarak değerlendirilebilmesi mümkün değildir" dedi. Duruşma yarına ertelendi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.   İLK DURUŞMADAN BUGÜNE 42 SANIK TAHLİYE EDİLDİ Mahkeme heyeti tarafndan geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak’ın tahliyesine karar verildi.   ‘İŞLERİMİZİN UYGUNLUĞUNU GÖSTERECEK SAYIŞTAY RAPORLARINI EYLEMLERDE GÖREMEDİM’ Kültür A.Ş. Etkinlik ve Organizasyon Şefi Metin Bal, "Bizim bütün yaptığımız bu işle alakalı yapılan işlemlerin en son kontrol noktası olan ve olumsuzluk olmadığını söyleyen bu Sayıştay denetiminden bizim müdürlüğümüz de geçmiştir. Ama ben eylemlere baktığım zaman Sayıştay raporlarını göremedim. Yaptığımız işlerin uygunluğuyla alakalı belgeyi Sayıştay raporu olarak düşündüm; eylemlerde de göremeyince şaşırdım. Onun yerine bilirkişi raporlarını gördüm. Aleyhe olan Sayıştay raporları başka eylemlerde varken, bizim eylemlerde Sayıştay raporlarının olmamasını da takdirlerinize sunuyorum. Dosyada yer alan eylemlerde, ‘alt ihalelerin muvazaalı olarak ayarlandığı’, yine kişi kartında ‘etkinlik ve organizasyonlar konularında bir kısım hukuksuz ihalelerde görev aldığı’ ile alakalı değerlendirmeler de bulunmaktadır. Belirtmek isterim ki ben ihale hazırlayan, ihale şartnamesi oluşturan, yaklaşık maliyet belirleyen, komisyon kuran bir görevde bulunmadım. Kişi kartında yine benimle ilgili olarak; ‘örgüt kapsamında kendisine gelen talimatlar neticesinde örgüte yakın firmalara hak ediş ödemelerinde öncelik sağladı’ diye devam eden bir değerlendirme bulunmaktadır. Hak edişle ilgili hiçbir işlem yapmadım, kimseden talimat almadım, hiçbir firmaya öncelik sağlamadım. Hak ediş nasıl yapılır, onu da bilmem" dedi.   ‘ÇALIŞAN OLARAK KURUM İÇERİSİNDE BİRÇOK KİŞİYLE İLETİŞİM KURMAK ZORUNDAYIM’ Bal, "Deniz Dörtyol ismini mahkeme başladıktan sonra birçok kez, birçok eylemde duydunuz. Soruşturma sırasındaki ifadelerinde dosyada yargılanan birçok kişi hakkında da aleyhe ifade verdiğini okudum. Ancak hakkımda söylediği ve doğru olmayan beyanlarını destekler tek bir belge, yazışma ve benzerlerini sunmamıştır. Çünkü böyle bir şey yoktur. İddianamede, ‘Şüpheli İmamoğlu’nun liderliğinde kurulan suç örgütü üyelerinden Metin Bal isimli kişi, Murat Ongun isimli örgüt yöneticisiyle birlikte hareket ettiği, şahsın suç örgütü içerisinde Murat Ongun isimli örgüt yöneticisi hiyerarşisinde üye konumunda bulunduğu değerlendirilmiştir’ yazmaktadır. Murat Ongun ile aramda iddia edildiği gibi hiyerarşik veya örgütsel bir bağ hiçbir zaman bulunmamıştır. Ongun’u Başkanımız İmamoğlu’nun danışmanı olarak bilirim. HTS kaydımız dahi bulunmamıştır, daha doğrusu bulunmamıştır. Benim çalışmış olduğum kurum olan Kültür A.Ş.’de de yöneticim değildir. Kendisinden hiçbir zaman talimat almadım. Ben emir ve talimatlarımı bağlı bulunduğum kurum yöneticilerinden alan bir çalışanım. Kurumsal yapı içerisinde görevimi yerine getiriyorum. Bu durumun örgüt üyeliği olarak değerlendirilebilmesi mümkün değildir. Ben Kültür A.Ş.’de görev yapan bir çalışan olarak kurum içerisinde birçok kişiyle iletişim kurmak zorundayım. Bu iletişimlerin tamamı da işimizin gereğinden kaynaklanmaktadır. Bunlardan örgüt üyeliği sonucu çıkarmak mümkün değildir. Ben hiçbir zaman gizli bir yapının içerisinde bulunmadım. Hayatım boyunca kurumsal yapıların içerisinde çalıştım ve yaptığım her iş kayıt altındadır. Kimden talimat aldım, kime talimat verdim, örgüt içindeki konumum nedir? Bunların hiçbiri somut delille ortaya konulamamıştır" dedi.   ‘KAMU ZARARINA NEDEN OLACAK BİR FAALİYETTE BULUNMADIM’ Bal, "Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunun oluşmadığı somut ve teknik verilerle ortaya konulmuştur. Bilirkişi raporlarında zarar belirtilmemiştir, yani ispatlanmamıştır. Zarar yoktur; zarar yoksa dolandırıcılık da olmamıştır. Ben karar veren kişi değilim. Kurumun aldığı kararları uygulayan, teknik ve organizasyonel süreçlerle sınırlı bir çalışanım. Ben herhangi bir suç işlemedim, hileli hareket ve davranışlarda bulunmadım. Ben kamu zararına neden olacak bir faaliyette bulunmadım. Bir insan için özgürlüğünü kaybetmek ne kadar ağırsa dürüstlüğünün sorgulanması da o kadar ağırdır. Ben kızıma her zaman dürüst olmayı öğrettim. Hayatım boyunca çalışarak yaşadım, kimsenin hakkını yemedim. Görev yaptığım her kurumda bana verilen sorumlulukları yerine getirdim. Tutuklanmadan önce de borçlarım olduğunu kolluk ifadelerimde belirtmiştim. Suç gelirlerini aklama fiilini benim gerçekleştirdiğime dair iddianamede tek bir belge ya da ifade yoktur. Sahte belge düzenlediğim, bir firmayı yönlendirdiğime dair somut bir belge ve bununla ilgili bilinçli bir eylem yaptığım da ispatlanmamıştır. Yine hakkımda haksız bir menfaat elde ettiğime dair tek bir banka hareketi, para transferi veya zenginleşme unsuru yoktur. Yine bunlarla ilgili bir beyan ya da ifade dahi yoktur. Sayın Başkan, rüşvet bana nasıl isnat edilmektedir? Rüşvet suçlamasını okurken de çok üzülüyorum" dedi.   ‘NE KİMSEDEN TALİMAT ALDIM NE DE GÖREVİME AYKIRI BİR KARAR VERDİM’ İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten, "Şafak baskınıyla evimden gözaltına alındım. Bu sırada eşim 6 aylık hamileydi. Şimdi kızımız 11 aylık oldu. Emniyet ve savcılık aşamalarında, ismimin dahi geçmediği, daha önce idare mahkemesi ve Danıştay tarafından karara bağlanmış iddiaları içeren bir tevdii raporu ile gizli tanık beyanları soruldu. Tutuklandım. 7 ay ne ile suçlandığımı bilmeden geçti. İmar ve şehircilik alanında yürütülen tüm işlemler, kanun ve yönetmeliklerden oluşan imar mevzuatına, teknik kriterlere ve imar planlarına bağlıdır. Hepsinin temelinde kamu yararı ilkesi bulunmaktadır. Ben de meslek hayatım boyunca tam da bu ilkelere bağlı kalarak imar mevzuatının gereklerini yerine getirdim. Ne herhangi bir kişiyi menfaat teminine zorladım, ne bir kimseden hukuka aykırı talimat aldım, ne de görevimin gereklerine aykırı tek bir karar verdim. 20 yıllık meslek hayatımın sonunda krediyle edindiğim İstanbul Maltepe’de bir evim ve bir aracım bulunmaktadır. Eşimle birlikte maaşlarımızla güçlükle ödediğimiz borç ve kredileri, tutuklandıktan sonra maaşımın düşmesi nedeniyle ödeyebilmek için evimi satışa çıkarmak zorunda kaldım. Hakkımda çıkan karalamalar nedeniyle İBB dosyasından tutuklu olduğumu öğrenen alıcılar vazgeçti. Evi satamayınca aracımı sattım. Tüm mal varlığım bunlardan ibarettir. Evimizde yapılan aramada ise yalnızca 1 çeyrek altın ve 100 dolar bulunmuş. Ancak aramayı gerçekleştiren polisler bunları tutanağa geçirmek zahmetinde bulunmadılar" dedi.   'KENDİSİNİ DEVLET YERİNE KOYMAYA ÇALIŞAN KİŞİLERİN TEPKİLERİNİ GÖZ ÖNÜNE ALARAK GÖREV YAPTIM' Gülten, "Meslek hayatım boyunca kendime tek bir ilke edindim. Kamu gücünü kullanırken ne kişisel korkularla hareket etmek ne de kişisel menfaat gözetmek. Hem İmar Müdürlüğü hem de Daire Başkanlığı görevlerim boyunca imar mevzuatına aykırılıklarla mücadele ederken, kamu alanlarını işgallerden arındırırken ve imar planlarını hazırlarken; kendisini güçlü gören, nüfuz sahibi olduğunu düşünen ve kimi zaman kendisini devlet yerine koymaya çalışan kişilerin tepkilerini göz önüne alarak görev yaptım. Üsküdar Salacak Sahili’nde halk oylamasıyla belirlenen projenin uygulanmasının önünde engel teşkil eden ve kamusal alanı işgal ederek ticari faaliyet yürüten 12 yapıyı tespit ettik. Yapıların yıkımı sırasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından yıkıma engel olunması yönünde emniyete, yıkım yapanlar hakkında işlem yapılması için Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı gönderildi ve kaçak yapının yıkımını engellemek amacıyla 10 gün boyunca 2 TOMA ile 8 çevik kuvvet otobüsü bölgede nöbet tuttu. Bu engellemelere rağmen söz konusu yapı nihayetinde büyük olaylarla yıkıldı. 10. yapının yıkımı sırasında gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı için yaklaşık 20 kişilik bir grubun saldırısına uğradım. Saldırıya ilişkin yargılama 3 yıldır sürüyor. Saldırıdan sonra kimse bir haftadan fazla tutuklu kalmamıştır. Buna karşılık bugün ben, ismimin dahi zikredilmediği, soyut beyanlara dayalı isnatlar nedeniyle 14 aydır özgürlüğümden yoksun bırakılmış bulunuyorum" dedi.   ‘GİZLİ TANIK LADİN’İN BEYANLARININ DAYANAĞI OLMADIĞI ORTAYA ÇIKTI’ Gülten, "Tarafıma irtikap suçu isnat ediliyor. Suçlamalara dayanak olarak gösterilen hususlar; müşteki beyanları, etkin pişmanlıktan yararlanan şüpheli ifadeleri ve gizli tanık anlatımlarından ibarettir. Bana yöneltilen sorular arasında bulunan ve iddianamede adeta buharlaşan gizli tanık Ladin’in savcılığa verdiği liste üzerinden, iddianamenin kurgusu gereği imar süreçlerinde ve Mimari Estetik Komisyonu’nda ‘bir şeyler vardır’ diyerek yola çıkıldı. Oysa bugün gizli tanık Ladin’in ifadesi, iddianamede yalnızca bir kez, o da benim savcılık ifademin olduğu bölümde geçmektedir. Bunun nedeni, söz konusu beyanların gerçeği yansıtmayan, dayanaksız iddialardan ibaret olduğunun ortaya çıkmasıdır. Savcılık, Ladin’in sunduğu listedeki projelere ilişkin dosyaları talep etmiş ve bu dosyaları incelenmek üzere İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne göndermiştir. İl Müdürlüğü tarafından yapılan inceleme sonucunda tüm işlemlerin mevzuata uygun olduğunu ortaya koyan rapor, iddianamenin düzenlenmesinden yalnızca bir gün önce savcılığa sunulmuştur. Bu raporla birlikte gizli tanık Ladin’in beyanlarının herhangi bir somut dayanağı olmadığı açıkça ortaya çıkmıştır" dedi.
İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 68 tutuklu ve tutuksuz sanıklar duruşmanın 13'üncü haftasında hakim karşısına çıktı. Bugün görülen 52’nci duruşmada sanıkların savunmaları alınıyor. Mahkemede savunma yapan Kültür A.Ş. Etkinlik ve Organizasyon Şefi Metin Bal, "Murat Ongun ile aramda iddia edildiği gibi hiyerarşik veya örgütsel bir bağ hiçbir zaman bulunmamıştır. Ongun’u Başkanımız İmamoğlu’nun danışmanı olarak bilirim. HTS kaydımız dahi bulunmamıştır, daha doğrusu bulunmamıştır. Benim çalışmış olduğum kurum olan Kültür A.Ş.’de de yöneticim değildir. Kendisinden hiçbir zaman talimat almadım. Ben emir ve talimatlarımı bağlı bulunduğum kurum yöneticilerinden alan bir çalışanım. Kurumsal yapı içerisinde görevimi yerine getiriyorum. Bu durumun örgüt üyeliği olarak değerlendirilebilmesi mümkün değildir" dedi. Duruşma yarına ertelendi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

 

İLK DURUŞMADAN BUGÜNE 42 SANIK TAHLİYE EDİLDİ

Mahkeme heyeti tarafndan geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz , reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak’ın tahliyesine karar verildi.

 

‘İŞLERİMİZİN UYGUNLUĞUNU GÖSTERECEK SAYIŞTAY RAPORLARINI EYLEMLERDE GÖREMEDİM’

Kültür A.Ş. Etkinlik ve Organizasyon Şefi Metin Bal, "Bizim bütün yaptığımız bu işle alakalı yapılan işlemlerin en son kontrol noktası olan ve olumsuzluk olmadığını söyleyen bu Sayıştay denetiminden bizim müdürlüğümüz de geçmiştir. Ama ben eylemlere baktığım zaman Sayıştay raporlarını göremedim. Yaptığımız işlerin uygunluğuyla alakalı belgeyi Sayıştay raporu olarak düşündüm; eylemlerde de göremeyince şaşırdım. Onun yerine bilirkişi raporlarını gördüm. Aleyhe olan Sayıştay raporları başka eylemlerde varken, bizim eylemlerde Sayıştay raporlarının olmamasını da takdirlerinize sunuyorum. Dosyada yer alan eylemlerde, ‘alt ihalelerin muvazaalı olarak ayarlandığı’, yine kişi kartında ‘etkinlik ve organizasyonlar konularında bir kısım hukuksuz ihalelerde görev aldığı’ ile alakalı değerlendirmeler de bulunmaktadır. Belirtmek isterim ki ben ihale hazırlayan, ihale şartnamesi oluşturan, yaklaşık maliyet belirleyen, komisyon kuran bir görevde bulunmadım. Kişi kartında yine benimle ilgili olarak; ‘örgüt kapsamında kendisine gelen talimatlar neticesinde örgüte yakın firmalara hak ediş ödemelerinde öncelik sağladı’ diye devam eden bir değerlendirme bulunmaktadır. Hak edişle ilgili hiçbir işlem yapmadım, kimseden talimat almadım, hiçbir firmaya öncelik sağlamadım. Hak ediş nasıl yapılır, onu da bilmem" dedi.

 

‘ÇALIŞAN OLARAK KURUM İÇERİSİNDE BİRÇOK KİŞİYLE İLETİŞİM KURMAK ZORUNDAYIM’

Bal, "Deniz Dörtyol ismini mahkeme başladıktan sonra birçok kez, birçok eylemde duydunuz. Soruşturma sırasındaki ifadelerinde dosyada yargılanan birçok kişi hakkında da aleyhe ifade verdiğini okudum. Ancak hakkımda söylediği ve doğru olmayan beyanlarını destekler tek bir belge, yazışma ve benzerlerini sunmamıştır. Çünkü böyle bir şey yoktur. İddianamede, ‘Şüpheli İmamoğlu’nun liderliğinde kurulan suç örgütü üyelerinden Metin Bal isimli kişi, Murat Ongun isimli örgüt yöneticisiyle birlikte hareket ettiği, şahsın suç örgütü içerisinde Murat Ongun isimli örgüt yöneticisi hiyerarşisinde üye konumunda bulunduğu değerlendirilmiştir’ yazmaktadır. Murat Ongun ile aramda iddia edildiği gibi hiyerarşik veya örgütsel bir bağ hiçbir zaman bulunmamıştır. Ongun’u Başkanımız İmamoğlu’nun danışmanı olarak bilirim. HTS kaydımız dahi bulunmamıştır, daha doğrusu bulunmamıştır. Benim çalışmış olduğum kurum olan Kültür A.Ş.’de de yöneticim değildir. Kendisinden hiçbir zaman talimat almadım. Ben emir ve talimatlarımı bağlı bulunduğum kurum yöneticilerinden alan bir çalışanım. Kurumsal yapı içerisinde görevimi yerine getiriyorum. Bu durumun örgüt üyeliği olarak değerlendirilebilmesi mümkün değildir. Ben Kültür A.Ş.’de görev yapan bir çalışan olarak kurum içerisinde birçok kişiyle iletişim kurmak zorundayım. Bu iletişimlerin tamamı da işimizin gereğinden kaynaklanmaktadır. Bunlardan örgüt üyeliği sonucu çıkarmak mümkün değildir. Ben hiçbir zaman gizli bir yapının içerisinde bulunmadım. Hayatım boyunca kurumsal yapıların içerisinde çalıştım ve yaptığım her iş kayıt altındadır. Kimden talimat aldım, kime talimat verdim, örgüt içindeki konumum nedir? Bunların hiçbiri somut delille ortaya konulamamıştır" dedi.

 

‘KAMU ZARARINA NEDEN OLACAK BİR FAALİYETTE BULUNMADIM’

Bal, "Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunun oluşmadığı somut ve teknik verilerle ortaya konulmuştur. Bilirkişi raporlarında zarar belirtilmemiştir, yani ispatlanmamıştır. Zarar yoktur; zarar yoksa dolandırıcılık da olmamıştır. Ben karar veren kişi değilim. Kurumun aldığı kararları uygulayan, teknik ve organizasyonel süreçlerle sınırlı bir çalışanım. Ben herhangi bir suç işlemedim, hileli hareket ve davranışlarda bulunmadım. Ben kamu zararına neden olacak bir faaliyette bulunmadım. Bir insan için özgürlüğünü kaybetmek ne kadar ağırsa dürüstlüğünün sorgulanması da o kadar ağırdır. Ben kızıma her zaman dürüst olmayı öğrettim. Hayatım boyunca çalışarak yaşadım, kimsenin hakkını yemedim. Görev yaptığım her kurumda bana verilen sorumlulukları yerine getirdim. Tutuklanmadan önce de borçlarım olduğunu kolluk ifadelerimde belirtmiştim. Suç gelirlerini aklama fiilini benim gerçekleştirdiğime dair iddianamede tek bir belge ya da ifade yoktur. Sahte belge düzenlediğim, bir firmayı yönlendirdiğime dair somut bir belge ve bununla ilgili bilinçli bir eylem yaptığım da ispatlanmamıştır. Yine hakkımda haksız bir menfaat elde ettiğime dair tek bir banka hareketi, para transferi veya zenginleşme unsuru yoktur. Yine bunlarla ilgili bir beyan ya da ifade dahi yoktur. Sayın Başkan, rüşvet bana nasıl isnat edilmektedir? Rüşvet suçlamasını okurken de çok üzülüyorum" dedi.

 

‘NE KİMSEDEN TALİMAT ALDIM NE DE GÖREVİME AYKIRI BİR KARAR VERDİM’

İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten, "Şafak baskınıyla evimden gözaltına alındım. Bu sırada eşim 6 aylık hamileydi. Şimdi kızımız 11 aylık oldu. Emniyet ve savcılık aşamalarında, ismimin dahi geçmediği, daha önce idare mahkemesi ve Danıştay tarafından karara bağlanmış iddiaları içeren bir tevdii raporu ile gizli tanık beyanları soruldu. Tutuklandım. 7 ay ne ile suçlandığımı bilmeden geçti. İmar ve şehircilik alanında yürütülen tüm işlemler, kanun ve yönetmeliklerden oluşan imar mevzuatına, teknik kriterlere ve imar planlarına bağlıdır. Hepsinin temelinde kamu yararı ilkesi bulunmaktadır. Ben de meslek hayatım boyunca tam da bu ilkelere bağlı kalarak imar mevzuatının gereklerini yerine getirdim. Ne herhangi bir kişiyi menfaat teminine zorladım, ne bir kimseden hukuka aykırı talimat aldım, ne de görevimin gereklerine aykırı tek bir karar verdim. 20 yıllık meslek hayatımın sonunda krediyle edindiğim İstanbul Maltepe’de bir evim ve bir aracım bulunmaktadır. Eşimle birlikte maaşlarımızla güçlükle ödediğimiz borç ve kredileri, tutuklandıktan sonra maaşımın düşmesi nedeniyle ödeyebilmek için evimi satışa çıkarmak zorunda kaldım. Hakkımda çıkan karalamalar nedeniyle İBB dosyasından tutuklu olduğumu öğrenen alıcılar vazgeçti. Evi satamayınca aracımı sattım. Tüm mal varlığım bunlardan ibarettir. Evimizde yapılan aramada ise yalnızca 1 çeyrek altın ve 100 dolar bulunmuş. Ancak aramayı gerçekleştiren polisler bunları tutanağa geçirmek zahmetinde bulunmadılar" dedi.

 

'KENDİSİNİ DEVLET YERİNE KOYMAYA ÇALIŞAN KİŞİLERİN TEPKİLERİNİ GÖZ ÖNÜNE ALARAK GÖREV YAPTIM'

Gülten, "Meslek hayatım boyunca kendime tek bir ilke edindim. Kamu gücünü kullanırken ne kişisel korkularla hareket etmek ne de kişisel menfaat gözetmek. Hem İmar Müdürlüğü hem de Daire Başkanlığı görevlerim boyunca imar mevzuatına aykırılıklarla mücadele ederken, kamu alanlarını işgallerden arındırırken ve imar planlarını hazırlarken; kendisini güçlü gören, nüfuz sahibi olduğunu düşünen ve kimi zaman kendisini devlet yerine koymaya çalışan kişilerin tepkilerini göz önüne alarak görev yaptım. Üsküdar Salacak Sahili’nde halk oylamasıyla belirlenen projenin uygulanmasının önünde engel teşkil eden ve kamusal alanı işgal ederek ticari faaliyet yürüten 12 yapıyı tespit ettik. Yapıların yıkımı sırasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından yıkıma engel olunması yönünde emniyete, yıkım yapanlar hakkında işlem yapılması için Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı gönderildi ve kaçak yapının yıkımını engellemek amacıyla 10 gün boyunca 2 TOMA ile 8 çevik kuvvet otobüsü bölgede nöbet tuttu. Bu engellemelere rağmen söz konusu yapı nihayetinde büyük olaylarla yıkıldı. 10. yapının yıkımı sırasında gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı için yaklaşık 20 kişilik bir grubun saldırısına uğradım. Saldırıya ilişkin yargılama 3 yıldır sürüyor. Saldırıdan sonra kimse bir haftadan fazla tutuklu kalmamıştır. Buna karşılık bugün ben, ismimin dahi zikredilmediği, soyut beyanlara dayalı isnatlar nedeniyle 14 aydır özgürlüğümden yoksun bırakılmış bulunuyorum" dedi.

 

‘GİZLİ TANIK LADİN’İN BEYANLARININ DAYANAĞI OLMADIĞI ORTAYA ÇIKTI’

Gülten, "Tarafıma irtikap suçu isnat ediliyor. Suçlamalara dayanak olarak gösterilen hususlar; müşteki beyanları, etkin pişmanlıktan yararlanan şüpheli ifadeleri ve gizli tanık anlatımlarından ibarettir. Bana yöneltilen sorular arasında bulunan ve iddianamede adeta buharlaşan gizli tanık Ladin’in savcılığa verdiği liste üzerinden, iddianamenin kurgusu gereği imar süreçlerinde ve Mimari Estetik Komisyonu’nda ‘bir şeyler vardır’ diyerek yola çıkıldı. Oysa bugün gizli tanık Ladin’in ifadesi, iddianamede yalnızca bir kez, o da benim savcılık ifademin olduğu bölümde geçmektedir. Bunun nedeni, söz konusu beyanların gerçeği yansıtmayan, dayanaksız iddialardan ibaret olduğunun ortaya çıkmasıdır. Savcılık, Ladin’in sunduğu listedeki projelere ilişkin dosyaları talep etmiş ve bu dosyaları incelenmek üzere İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne göndermiştir. İl Müdürlüğü tarafından yapılan inceleme sonucunda tüm işlemlerin mevzuata uygun olduğunu ortaya koyan rapor, iddianamenin düzenlenmesinden yalnızca bir gün önce savcılığa sunulmuştur. Bu raporla birlikte gizli tanık Ladin’in beyanlarının herhangi bir somut dayanağı olmadığı açıkça ortaya çıkmıştır" dedi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sakinca.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.