İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz savunma yaptı
İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz savunma yaptı
İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 59 tutuklu ve tutuksuz sanıklar duruşmanın 17'nci haftasında hakim karşısına çıktı. Duruşmada savunma yapan İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz, "Satışın olduğu gün Fatih Keleş beni aradı. CHP için il binası satın alındığını, sahibinin paranın bir kısmını elden almak istediğini söyledi. Bu paranın bir kısmını- kısmı da kendi yanında olduğunu, bu parayı oraya götürmek konusunda kendisine yardımcı olup olamayacağımı sordu. O gün ben de paraların götürüleceği yere yakın bir yerde görüşmem vardı. Bu sebeple kendisine yardımcı olabileceğimi ancak kendi arabamla gitmem gerektiğini söyledim. Onun üzerine bana bir çanta verdi, telefonuyla da paranın götürüleceği yerin konumunu gönderdi. Ben de çantayı o adrese götürdüm. Benim o iş yerinde bulunmamın tek sebebi budur. Paranın sayılması sırasında kısa bir süre orada kalıp sonra kendiişlerimi halletmek için oradan ayrıldım. Bunun dışında ben o binanın alım sürecinde hiçbir şekilde yer almadığım gibi ödenen paranın kaynağı konusunda da hiçbir bilgiye sahip değilim" dedi. Duruşma yarına ertelendi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
İLK DURUŞMADAN BU YANA 51 SANIK TAHLİYE OLDU
Mahkeme heyeti geçtiğimiz celselerde, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye Kasapoğlu’nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli, İBB'de veri uzmanı İsmet Korkmaz, İBB'de yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, İBB'de bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz, reklamcı Yusuf Utku Şahin, İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, reklamcı Esma Bayrak, Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Müdürü Fatih Özçelik, Beyoğlu dosyasından tutuklu İnan Güney'in eniştesi İsmail Akkaya, İş İnsanı Harun Cengiz Beğenmez ve İş insanı Mehmet Kaya, Iraz Bayrak, Orhan Gazi Erdoğan, Engin Ulusoy, Mustafa Keleş, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin, Cevat Kaya, Hakan Aplak, Medya A.Ş eski Genel Müdürü Elif İpek Atayman, reklamcı Hasan Yalaz, Kültür A.Ş Genel Müdür yardımcısı Erdinç Çolak, reklamcı Alper Aydın, reklamcı Yunus Göçer, iş insanı Ahmet Güllü, İBB Muhtarlıklar Daire Başkan Yavuz Saltık, İBB Halkla İlişkiler Müdür Yardımcısı Mustafa Karaoğlu, İBB Kültür A.Ş. Eski İhale ve Satın Alma Müdürü Halit Burak Atalan’ın tahliyelerine karar verdi.
‘SUÇ ÖRGÜTÜ İDDİASINI REDDEDİYORUM’
Duruşmada savunma yapan İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz, “Ben, İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütünü iddiasını reddediyorum. Böyle bir örgütün varlığını kabul etmiyorum. İddianamede benim doğrudan İmamoğlu’na bağlı vasıflı bir üye olduğum ve örgütün Beylikdüzü Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile bağlantılı olduğu iddia edilmektedir. Ancak iddianameyi hazırlayan sayın savcılar benim her iki belediyeyle de bir irtibatımı kuramadıklarından belediye çerçevesindeki örgüt yapılanmasına beni dahil edememişler doğrudan İmamoğlu’na bağlı bir üyelik uydurmuşlardır. İddianamede benim inşaat firmaları sahipleriyle maddi menfaat görüşmeleri yaptığım iddia ediliyorsa da bunun somut bir örneği bulunmamaktadır. Görüşmelerin pek çoğu toplantı öncesi Ekrem Bey'in gittiği yerlerde veya toplantı öncesi ayaküstü görüşme şeklinde oluyordu. İddianamede sanki bu süreçler başlamadan önce yapılmış, çok gizli veya özel bir toplantıymış gibi yansıtılan toplantı bu toplantıdır. İddianamede uzun uzadıya 6 Mart 2025 günü Le Meridien Otel'e girişimi esnasındaki fotoğraflarım anlatılmaktadır. Bu işin esası şudur; şirketle ilgili birkaç hususu Ekrem Bey'e iletmem gerekiyordu. Bu sebeple özel kaleminden randevu talep ettim. Özel kalem de bana akşam saatlerinde Le Meridien Otel'de randevu verdi. Ben de randevu verilen saatte otele gittim. Ekrem Bey'le bir 15 dakika görüşüp sonrasında da otelden ayrıldım. Hiçbir toplantıya da katılmadım” ifadelerini kullandı.
‘HİÇBİR KURULTAY DELEGESİYLE İRTİBATIM OLMADI’
Tuncay Yılmaz, “Her ne kadar iddianamede doğrudan bu konuyla adım geçmese de örgütün varlığı ve örgüt üyeliğiyle ilgili bir açıklamada CHP Kurultayı'na yer verilmiştir. Orada bazı kişilerin fotoğraflarına yer verilerek bunların belediyede görevli olmalarına rağmen kurultaya katılmaları örgüt üyeliğinin bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Ancak o kurultayda hiçbir şekilde yer almadığım gibi o tarihlerde Ankara'da dahi bulunmadım. Hiçbir kurultay delegesiyle de irtibatım olmadı. Bu da göstermektedir ki benim örgüt üyeliğimin iddiası boş ve dayanaksızdır. Benim CHP il binasını satın alma sürecine hiçbir dahilim olmamıştır. Paraların kim tarafından sağlandığı konusunda da hiçbir bilgim yoktur. Ben sadece Fatih Keleş'in yardım istemesi üzerine ve zaten o tarafa gidecek olmam sebebiyle bana verdiği bir çanta içerisindeki parayı bana verdiği adrese götürdüm. Kısa süre orada kalıp sonra kendi işlerimi halletmek için ayrıldım. Ödenen paraların nereden nasıl elde edildiği konusunda hiçbir bilgim olmadığı gibi hukuka aykırı bir eylemde de bulunmamaktayım” diye konuştu.
‘CHP İL BİNASININ ALIM SÜRECİNDE HİÇBİR ŞEKİLDE YER ALMADIM’
CHP İl Binasının satın alınması olayına ilişkin Tuncay Yılmaz, “Ben, o binanın alınması konusunda görüşme ve pazarlıklarda hiçbir şekilde yer almadım. Benim orada paralar sayılırken fotoğrafım mevcuttur. Bu olayın aslı da şöyledir: İddianameden okuduğum kadarıyla Avukat Gökhan Taşkapan'ın beyanlarında binanın satın alınması için CHP'li yetkililerle görüşmelerin yapıldığı ve sahibinin paranın bir kısmını elden almak istediği anlatılmaktadır. Bu konuyla ilgili ayrıca bir soruşturma da yürütülmektedir. Olayın buraya kadar olan kısmıyla hiçbir ilgi ve irtibatım bulunmamaktadır. O kamera kayıtlarının olduğu gün, yani satışın olduğu gün Fatih Keleş beni aradı. CHP için il binası satın alındığını, sahibinin paranın bir kısmını elden almak istediğini söyledi. Bu paranın bir kısmını- kısmı da kendi yanında olduğunu, bu parayı oraya götürmek konusunda kendisine yardımcı olup olamayacağımı sordu. Ben de Fatih Keleş'i inşaat sektörü dolayısıyla eskiden beri tanırım. Kendisiyle sosyal hayatta da görüşürüz. O gün ben de paraların götürüleceği yere yakın bir yerde görüşmem vardı. Bu sebeple kendisine yardımcı olabileceğimi ancak kendi arabamla gitmem gerektiğini söyledim. Onun üzerine bana bir çanta verdi, telefonuyla da paranın götürüleceği yerin konumunu gönderdi. Ben de çantayı o adrese götürdüm. Benim o iş yerinde bulunmamın tek sebebi budur. Paranın sayılması sırasında kısa bir süre orada kalıp sonra kendi işlerimi halletmek için oradan ayrıldım. Bunun dışında ben o binanın alım sürecinde hiçbir şekilde yer almadığım gibi ödenen paranın kaynağı konusunda da hiçbir bilgiye sahip değilim” ifadelerini kullandı.
‘KAYNAĞI OLMAYAN BİR PARA BENİM ELİMDE DEĞİLDİR’
Yılmaz, “Ekrem Bey bana Bodrum'da üzerinde bir ev bulunan arsa ilanını verdi. Burayla ilgilenmemi, araştırma yapmamı istedi. Ben de yerin emlakçısını aradım, detaylı bilgi aldım. Emlakçı söz konusu arsanın bir şirketin üzerine kayıtlı olduğunu, eğer istersek şirketle birlikte satın alabileceğimizi söyledi. Bunun üzerine şirketin mali tablolarını istedik ve inceledik. Alıma mani bir durum olmayınca şirketle birlikte alınabileceği kanaatine vardık. Ancak şirketin sahibi paranın bir kısmını elden almak istediğini söyledi. Yeri çok beğendiğimiz için satıcının bu teklifini kabul ettik. Sonrasında Ekrem Bey'den onay alıp satın alma işlemlerini gerçekleştirmek üzere Bodrum’a gittim. Paranın bir kısmını, şahsın muhasebecisi ofisinde elden kendisine teslim ettik. Bir kısmını da banka havalesi yoluyla şahsın hesabına havale yaptık. Böylelikle satın alma işlemini gerçekleştirdik. Paranın bir kısmının elden veriliyor olmasının tek sebebi satıcının bu yöndeki talebidir. Bu alım işleminde 500 bin Euro karşılığı TL şirket hesabından ödenmiştir. Kalan 1 milyon Euro civarı ise bu birikimlerden karşılanmıştır. Kaynağı olmayan bir para benim elimde değildir. Bu sebeple bu alım satıma ilişkin suç gelirlerinden elde edilen mal varlığı değerlerini aklama iddiasını reddediyorum, beraatimi talep ediyorum” dedi.
‘TAMAMEN KENDİ KAYNAKLARIMLA SATIN ALMIŞ OLDUĞUM BİR VİLLADIR’
Tuncay Yılmaz, “Çalışmış olduğum firmanın yapmış olduğu projeden bir villa satın almak istediğimi Ekrem Bey'e ilettim. Kendisi de maliyetine satın alabileceğimi söylemesi üzerine villayı satın aldım. Villanın satın alma bedeli 21 milyon 330 bin liradır. İki gayrimenkulü satarak ödedim. Eşimin hesabındaki 2 milyon 600 bin lira vardı. Kendi hesabımda da 1 milyon 23 bin lira, bunları da aktardım. Kalan 4 milyon 877 bin lira için de iddianamede adı geçen ve kayınpederim olan Yiğit Çam'dan borç alarak ödemeyi tamamladım. Hatta tapu harcına param yetmediği için de resmi satışı yapamadım. Tamamen kendi öz kaynaklarımla yaşamak için satın almış olduğum bir villadır. İddia edildiği gibi kaynağı belli olmayan bir para söz konusu olmayıp bütün birikimlerime yapmış olduğum bir satın alma söz konusudur. Burada suçtan kaynaklanmış bir gelir de yoktur” ifadelerini kullandı.
‘KİMSEYE İFTİRA ATAMAYACAĞIMI SÖYLEDİM’
Duruşmada savunma yapan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, "Emniyet ve savcılık aşamasında somut olarak ne ile suçlandığımı anlayamadım. Dosya ile ilgisi bulunmayan sorular yöneltildi. 23 Mart 2025’te tutuklandım. Bundan da yaklaşık 1 ay sonra koğuşa gelinip ‘5 dakikada hazır ol, İstanbul Adliyesi’ne, mahkemeye götürüleceksin’ denildi. Apar topar araca bindirilerek İstanbul Adliyesi’ne götürüldüm. Ne için getirildiğimi bilmeden kendimi savcılık makamında buldum. Avukatımı görmek istediğimi söyledim. Ancak ‘Avukata gerek yok, ifade almayacağız, sohbet edeceğiz’ denilerek avukatıma haber verilmedi. Ardından İstanbul Adliyesi’nde 3 soruşturma savcısı benimle sohbet adı altında görüştü. Soruşturmada ikinci adam olduğum, akrabalarımın da risk altında bulunduğu ve etkin pişmanlıktan yararlanmanın benim için doğru olacağı yönünde ifadeler kullanıldı. Ben kimseye iftira atamayacağımı, kimsenin de günahını alamayacağımı söyledim. Bekledikleri yanıtı alamayınca beni tekrar cezaevine geri gönderdiler. Bunun hemen ardından 20 Mayıs’ta 65 yaşındaki ağabeyim Zafer Keleş tutuklandı. Yetmemiş olacak ki 20 Haziran’da oğlum Mustafa ve yeğenim Murat da aynı gün tutuklandı. Aynı aileden 4 kişi sanık olarak bulunuyoruz” dedi.
‘SERBEST KALMAM İÇİN ETKİN PİŞMANLIKTAN YARARLANMAM İSTENDİ’
Keleş, “23 Temmuz’da bu dosyada etkin pişmanlıktan yararlanan başka bir şüphelinin avukatı ziyaretime geldi. Savcılığın istediği şeyleri anlatmam halinde serbest kalabileceğimi, en azından öncesinde aile bireylerimin serbest kalabileceğini, yoksa hakkımdaki suçlamaların ağırlaşacağını söylediler. Ben de kimseye iftira atamayacağımı söyleyerek bu tekliflerini reddettim. Daha sonra aynı avukat başka bir avukatla gelerek hakkımda garip iddialar olduğunu, itirafçı Aziz İhsan Aktaş’ı öldürmek için birilerini azmettirdiğim şeklinde olduğunu söyleyerek üzerimde yeniden baskı kurdular. Ben yine kendilerini geri gönderdim. Bu durumu avukatıma bildirdim. Aradan 11 gün geçtikten sonra bir gazetenin manşetinde suikast planına karıştığım şeklinde haberler yapıldı ve manşetten verildi. O dosyada da ifade vermek zorunda kaldım. Hakkımdaki tek delil gazetedeki haberdir” ifadelerini kullandı.
'GÖREVE SEÇMEN İRADESİYLE GELDİM’
Fatih Keleş, “İddianamede Ekrem İmamoğlu'nun Büyükşehir Belediye Başkanı olması akabinde Fatih Keleş isimli kişinin de Büyükşehir uhdesinde resmi olarak meclis üyesi ve spor kulübünün başkanlık görevine getirildiği yönündeki ifade hatalıdır. Ben Sayın Ekrem İmamoğlu İBB Belediye Başkanı olarak seçilmeden önce de İBB Belediye Meclis Üyesi olarak halkın oylarıyla seçilmiş ve bu göreve gelmiştim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Başkanlığı görevine de genel kurul üyelerinin oylarıyla seçildim. Bu genel kurul üyeleri arasında Sayın Cumhurbaşkanı da bulunmaktadır ve kurulda AK Partili üyeler çoğunluktadır. Buna rağmen ben farklı siyasi görüşlere sahip üyelerin de oylarını alarak bu göreve seçildim. Bu durum kulübün genel kurul kayıtlarında açıkça yer almaktadır. Yani iddianamede ima edildiği gibi herhangi bir göreve birinin iradesiyle atanmış değilim. Seçmen iradesiyle bu görevlere gelmiş bulunuyorum” dedi.
‘BİR ÖRGÜTÜN VARLIĞI İDDİASINI REDDEDİYORUM’
Fatih Keleş, “Savcılık iddianamesinde şahsım Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulduğu iddia edilen bir suç örgütünün en önemli yöneticilerinden biri ve sözde gizli kasası olarak nitelendirilmiştir. Bu nitelendirme ağır, soyut ve kamuoyu algısı oluşturmaya yönelik bir ifadedir. Ancak hiçbir somut delille desteklenmemektedir. Hakkımdaki suçlamaların tamamını açık ve kesin bir şekilde reddediyorum. Öncelikle bir örgütün varlığı iddiasını reddediyorum. Benim herhangi bir kişiyle olan görüşmelerim, ilişkilerim veya temaslarım siyasi, mesleki, sosyal ve kamu görevim ve yetkim çerçevesinde olup emir komuta veya talimat ilişkisi değildir. Ortada hiyerarşi veya emir talimat ilişkisi yoktur. Bir kişi tarafından bana örgütsel görev verildiği, benim de bunu kabul edip yerine getirdiğim yönünde somut bir olgu yoktur” diye konuştu.
‘AÇIKLANAMAYAN KAYITSIZ BİR GELİR SÖZ KONUSU DEĞİLDİR’
Keleş, “Hakkımda isnat edilen kamu kaynaklarının usulsüz kullanımı, ihale süreçlerine müdahale, çıkar sağlama, rüşvet ya da benzeri nitelikteki tüm iddialar gerçeğe aykırıdır. Mal varlığımdaki değişim tamamen kendi mülkiyetimde bulunan taşınmazların satışından elde edilen gelirle gerçekleşmiştir. Hesaplarıma üçüncü kişiler tarafından yapılan para transferleri, şirket faaliyetlerim karşılığı düzenlenen faturalar kapsamında yapılan ticari ödemelerdir. Bunun dışında kendi hesaplarım arasında gerçekleşen transferler ve eşimden aldığım borç dışında herhangi bir kaynağım yoktur. Açıklanamayan, kayıtsız, gizli veya örtülü bir gelir söz konusu değildir. Savcılık, örgütün nihai amacının ise İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı olarak seçilmesini sağlamak ve seçimi kazanması için mali kaynak oluşturmak olduğunu ileri sürmektedir. İddianamede bu amaç için hedeflenen tutarın en az 2 milyar dolar olduğu ve toplanan paraların sistem adı verilen havuzda biriktirildiği ileri sürülmektedir. Ancak bu iddiaların hiçbirine ilişkin somut bir banka kaydı, para akışı şeması, finansal denetim raporu, uluslararası transfer belgesi ya da herhangi bir maddi delil sunulmamaktadır. Bu tutarın nerede, hangi hesapta, kim tarafından, hangi tarihlerde toplandığına dair tek bir teknik veri gösterilmemektedir. Savcılık da bu 2 milyar dolarlık seçim havuzu saçmalığını Sarp Yalçınkaya’ya dayandırıyor. Ben Sarp Yalçınkaya’yı 1 veya 2 kez gördüm. Bu görüşmeler de öyle özel bir görüşme şeklinde olmamıştır, rastlantısal olmuştur. Kendisiyle de ne siyaset, ne belediyecilik ne de şirketimle ilgili hiçbir konuşmam olmamıştır. Kendisinin hakkımdaki tüm beyanları yalandır” dedi.
DURUŞMA ERTELENDİ
Duruşma, sanık savunmalarının alınması ile yarın saat 10.00'da görülmeye devam edecek. (DHA)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
