Sena Berktaş
Köşe Yazarı
Sena Berktaş
 

SİTE SAKİNLERİNE DUYURU

Değerli okurlar, uzun zamandır ikamet ettiğim sitede kediler site sakinlerinden gelen şikâyetler üzerine site yönetimi tarafından toplatılıp uzak yerlere bırakılmaktadır. Sitede azınlık olan hayvan severler olarak yönetimle konuşmamız hayvanların toplatılmasının önüne geçmedi. Çünkü hayvan sever olmayanlar yönetim üzerinde ciddi baskı oluşturup sık aralıklarla toplatılmasına neden oluyordu. Bunun üzerine problemin köküne yönelmek istedim ve site halkına dağıtmak üzere uzunca bir yazı hazırladım. Bu metni sizlerle paylaşmaktaki amacım benzer insanlarla muhatap olanlar için örnek bir yazı sunmaktır: Sizler de işyerinizde, yasadığınız yerde benzeri durumlar yaşarsanız bu metni kendi durumunuza, bölgenize göre uyarlayabilir, hayvanlar hakkında farkındalık oluşturmak adına diğerleriyle paylaşabilirsiniz. Kendi durumunuza göre güncellediğiniz yazıları WhatsApp aracılığıyla dijital olarak gönderebilir veya çıktısını alıp etrafınızdakilere verebilirsiniz. Kim bilir belki birkaç kişinin yüreğine dokunur yazdıklarımız, kim bilir belki birçok hayvanın yaşam alanından kopmadan huzur içerisinde ömrünü tamamlamasına biz vesile oluruz Öncelikle hazırladığım metni size taktim etmeden önce sitemiz ile ilgili birkaç bilgi vermek istiyorum. Yasadığımız yerde genellikle varlıklı insanlar yer almakta. Otoparklarda ultra lüks ulaşım araçlarına denk gelmek olağan bir durum. Devamlı bir inşaat gurultusu var; insanlar sık sık evlerini yeniliyor. Öyle ki geçtiğimiz yıl sabah erken saatlerde başlayan matkap seslerinden dolayı iş saatlerinde uyanmaya devam etmiştim. Bu bilgileri vermemin sebebi bu metni yazma motivasyonumu siz değerli okuyuculara daha iyi aktarabilmektir. Böylesine lüksün şatafatın olduğu bir yerde minicik yer kaplayan kedilerle kafayı bozmuş insanların olmasına olan isyanımı vurgulayabilmektir. *** Değerli site sakinleri, Bu metni size yazmamın amacı sitemizdeki hayvan dostlarımız ile ilgilidir. Yönetim site sakinlerden gelen şikâyetler üzerine kedileri toplatıp uzaklara terk etmektedir. Bu durum ile uzun zamandır mücadele etmekteyim ancak maalesef hiçbir sonuca ulaşamadım. Zaman zaman otoparktan gelen sesler üzerine otoparka iniyorum ve kapan içerisine sıkışmış kedilerle karşılaşıyorum. Ben şahit olduğum her kediyi çıkartıyor, kapanı da tekrar kullanılamaz duruma getiriyorum. Ancak ya denk gelmediğim onlarca, yüzlerce kedi? Burada Allah katında islemen suç ortak: Atanlar ve atılmasına neden olanlar. Ben de sizleri ve eslerinizi bu vebale ortaklıktan ayrılmaya davet ediyorum. Öncelikle yasadığımız yer herkese ait: Hayvanlar, bitkiler ve insanlar. Bizler hayvanların ve bitkilerin yasam alanına gelip yerleştik. Dışarıdan gelip yerel halkı kovan devletlerin örneklerini haberlerde çokça görüyoruz ve yaptıkları zulümlere lanetler yağdırıyoruz. Bizler de istemeden ayni yanlışa düşüyor olabilir miyiz? Her ne kadar sitedeki kedilerden ‘rahatsız olma’ olgusunu anlamlandıramasam da özellikle etrafında kedi istemeyen birkaç kişiye nedenini sorduğumda bu ve benzeri cevaplarla karşılaştım:     - Çocuklar korkuyor.     - Benim kedi fobim var, bir anda üzerime atlarlar diye korkuyorum.     -Etraf kokuyor, rahatsız oluyorum. Vs. Öncelikle sunu kendimize bir sormalıyız? Bize kendimizi dünyanın merkezine koyma hakkini kim verdi; böyle bir hakkimiz var mi? Evimizdeki perdeler çok kalındır, içeriye güneş ışığı girmiyordur; perdeleri daha incesiyle değiştirebiliriz. Arabamız devamlı arıza yapıyordur, bütçemiz el verdiğince daha sağlam bir araba satın alabiliriz. Çamaşır makinemiz çalışırken çok ses çıkartıyordur, daha güncel bir model ile değiştirebiliriz. Takılarımız yeterince parlak değildir, bütçemiz el veriyorsa en bizdekini elden çıkartıp kıymetli taslardan yapılmış en yeni model pırlanta aksesuar ile onu da takas edebiliriz. Peki ayni muameleyi nefes alan, bir ruhu olan, yiyip içen üreyen, yasam döngüsünde yer alan canlılara yapabilir miyiz? Hangi sebeple olursa olsun ‘ben rahatsız oluyorum’ diyerek Allah’ın yarattığı, ruhlarına can üflediği canlıları kovabilir miyiz? Belki hizmetimizde çalışan isçileri kovabiliriz: Verilen isi yapmıyorsa, güvenilir değilse vs. sebeplerden dolayı genellikle belirli bir tazminat karşılığında karşılıklı anlaşmamızı feshedebiliriz. Bu durumda dahi çalışan suç işlemiş olsa bile kendini savunma, açıklama hakkı vardır. Çoğunlukla tazminat hakkı da vardır. Üstelik bizden ayrıldığında başka bir yerde çalışıp hayatını idame ettirebilme gücüne sahiptir. Peki ya kurduğumuz demir kapanların içerisine sosis koyarak kandırdığımız, götürüp uzaklara attığımız kediler? Bu kediler daha 5 dakika öncesinde bildik mevkilerinde dolaşıyorlardı. Acıktıklarında karınlarını doyurdukları noktalar belliydi. Yeterince konforlu olmasa da yatacak yerlerini de kendilerinde belirlemişlerdi. Dondurucu soğuklar geldiğinde de otoparkların bir nebze saha ilik olduğunu biliyorlardı, içleri rahattı. Belli bir çevreleri de vardı. Evet, onların da bizler gibi devamlı vakit geçirdiği akranları var. Dikkatli incelerseniz hayvanların da kendi aralarında topluluklar oluşturduklarını görebilirsiniz. Onların da bizler gibi iyi anlaştığı ve anlaşamadığı akranları var. Dost olduklarıyla kışın bir arada sarmaş dolaş uyuyarak soğukta vücut ısılarıyla birbirlerini ısıttıklarını görebilirsiniz. Kendi hallerinde bir hayat yasarken bir insanın sözüyle sosisle kandırılıp kendini demir kafeste bulmuş bir kediyi gözünüzün önüne getirin. Bir görevli kapanı kurmuş, biraz sonra içerisine kedi girdiğinde gelip alacak ve sitenin aracına koyacak, uzakta bir yere bırakıp geri dönecek. Kendinizi o kedinin yerine koyun lütfen. Biri sizi alıyor ve dımdızlak bırakıyor ortada. Yahu her şeyimiz varken zor zamanımızda yanımızda olmadı, dımdızlak ortada bıraktı diye kaç kişiye söylendik kim bilir? Biz bu kelimeyi yeni araba alacakken yakın dostumuz borç vermedi diye söyledik belki. Kayınvalidemiz ile tartıştığımızda arkadaşımıza moral vermek için evimize gelmedi diye söylemişizdir. Kapora verdiğimiz evi ev sahibi başkasına kiraladı diye bir yan binadaki eve geçmek zorunda kalmışızdır ve ev sahibi kelimenin tam anlamıyla bizi dımdızlak ortada bırakmıştır! Biz en kotu günümüzü yasarken dahi sıcak bir evdeyizdir, tencerede kaynayan en az 2 çeşit yemeğimiz vardır. Manevi desteğini cömertçe gösteren aile bireylerimiz vardır. Hepsi gitse bir gün, ekmeğimizi kazanacak sağlığımız vardır. Site yönetimine edilen bir telefonla iyi kotu kurulu bir düzeni olan, kendi halinde yasayan ve huzurla ömrünü tamamlaması gereken bir canlının yaşamı nasıl alt üst edilebilir? Kediler bulundukları ortamdan uzaklaştırıldıklarında çoğu zaman yasayamaz, ölürler. Kediler kendi aralarında gruplaştıklarından dışarıdan gelen kediyi bölgelerine almazlar. Ayni ortamda yiyip içmelerine, yaşamlarını sürdürmelerine izin vermezler. Bulundukları yer kedilere bakım sağlanan bir yer olsa dahi büyük ihtimalle ölürler. Bunun yanında bazı insanlar barınakların da bir çözüm olduğunu düşünmektedir. Hayır, barınaklar katillerin kaldığı hapishanenin koşullarından çok daha kotu durumdadır- hem fiziksel hem sosyal olarak. Sağlıklı hayvanlar kısa sure içinde hasta olup ölmektedir. Hayvanlar kafesler içerisinde ömrünü tamamlamakta, bazen de iğnelerle yaşamlarına son verilmektedir.  Lütfen barınak fikrine sıcak bakanlar varsa en yakın barınakları ziyaret etsinler; barınaklar genellikle ziyarete açıktır. Fiziksel gerekliliklerin yanında sunun da altını çizmek istiyorum: Hayvanlar oldukça duygusal varlıklar. Her şeyi hissederler, anlarlar. Yalnızca, Allah tarafından bizim anlayabileceğimiz şekilde kendilerini ifade etme yetisi ile dünyaya gelmemişler. Bu özellikleri de bazılarımıza tüm kusurlarımızın üzerini örtecek cennet kapısı, bazılarımıza da sonsuz azap kapısı olacaktır hiç şüphesiz. Gelin onlara merhamet edelim. Kimlere merhamet etmiyoruz ki? Kimleri idare etmiyoruz ki? İş ortaklığımız bulunan insanları tüm kusurlarına rağmen idare ediyoruz. Esimizin annesinin bize olan tutumundan hoşlanmasak da aile huzurumuz için idare ediyoruz. Arkadaşımızın küçümseyen tavırlarını sosyal çevre bütünlüğümüzün dengede kalması adına idare ediyoruz. Oğlumuzun öğretmeninin bazı tutumlarını tasvip etmesek de çocuğumuza iyi davransın diye yöneticiye şikâyet etmiyoruz. Kardeşimizin maddi imkânlarımızdan dolayı bizi kıskandığını bilsek de olsun, kardeştir, yeğenlerim için sabredeyim diyoruz. Eşimizin çapkınlıklarını çocuklarımızın refahı için görmezden geliyoruz. Ev sahibi kirayı orantısızca artırdığında olsun diyoruz, böyle yerde oturmak herkese nasip olmaz, canı sağ olsun. Okuldaki hocalarımızın anlamsız esprilerine gülüyoruz, gözde öğrenci olmak adına uzun uzadıya kendi başarılarını anlatmasını hayranlıkla dinler gibi yapıyor, durumu idare ediyoruz. Ama kedileri neden idare edelim mi? Onun bize ne faydası var? İşte böyle düşündüğümüzde insanlık vasıflarından uzaklaşmış oluyoruz değerli site sakinleri. Allah bizlere turlu imkanlar vermis. Kimi hastalık, kimi yoksullukla sınanıyor; biz de varlıkla sınanıyoruzdur kim bilir? Yaratıcımız görmek istiyordur, bakalım kullarıma güç verdiğimde bunu ne için kullanacaklar. Zulümle mücadele için mi? Güçleri yettiği için mazlumlara zarar için mi? Keşke dünyada iyilik hakim olsa; katillik, hırsızlık, aldatma, darp etme, tecavüz, taciz, yalancılık, haksızlık, rüşvet olmasa da kanunlara hiç mi hiç gerek kalmasa. Ancak ne yazık ki zulüm artarak devam ettiği müddetçe kanunların - yasaların da sayısı ve detayı artmaya devam edecektir. 14 Temmuz 2021- çarşamba günü resmi gazetede yayımlanan yasaya göre sokaktaki hayvanların yasam alanlarından edilmesi KANUNEN SUCTUR! Sucun tespit edilmesi halinde önemli cezai yaptırımı vardır (Bkz. 5199 Hayvanları Koruma Kanunu Mevzuatı). Ancak beklenen odur ki biz insanlığını kaybetmeyenler, kanunlar olmasa da her an sonsuz güç sahibi tarafından izlendiğimizi bilir, ona göre davranırız. Lütfen, kedileri rahat bırakalım ki yaratıcı da bizleri dertlerimizden arındırsın. Bizi rahatsız eden noktaları görmezden gelelim ki bizlerin de rahatsızlık veren özelliklerimiz görünmez olsun, hem başkalarında, hem Yaratanımızca. Hem bu dünyada hem obur dünyada. Gelin kediler azap değil hepimize cennet kapısı olsun.
Ekleme Tarihi: 27 Mart 2022 - Pazar

SİTE SAKİNLERİNE DUYURU

Değerli okurlar, uzun zamandır ikamet ettiğim sitede kediler site sakinlerinden gelen şikâyetler üzerine site yönetimi tarafından toplatılıp uzak yerlere bırakılmaktadır. Sitede azınlık olan hayvan severler olarak yönetimle konuşmamız hayvanların toplatılmasının önüne geçmedi. Çünkü hayvan sever olmayanlar yönetim üzerinde ciddi baskı oluşturup sık aralıklarla toplatılmasına neden oluyordu. Bunun üzerine problemin köküne yönelmek istedim ve site halkına dağıtmak üzere uzunca bir yazı hazırladım.

Bu metni sizlerle paylaşmaktaki amacım benzer insanlarla muhatap olanlar için örnek bir yazı sunmaktır: Sizler de işyerinizde, yasadığınız yerde benzeri durumlar yaşarsanız bu metni kendi durumunuza, bölgenize göre uyarlayabilir, hayvanlar hakkında farkındalık oluşturmak adına diğerleriyle paylaşabilirsiniz. Kendi durumunuza göre güncellediğiniz yazıları WhatsApp aracılığıyla dijital olarak gönderebilir veya çıktısını alıp etrafınızdakilere verebilirsiniz. Kim bilir belki birkaç kişinin yüreğine dokunur yazdıklarımız, kim bilir belki birçok hayvanın yaşam alanından kopmadan huzur içerisinde ömrünü tamamlamasına biz vesile oluruz

Öncelikle hazırladığım metni size taktim etmeden önce sitemiz ile ilgili birkaç bilgi vermek istiyorum. Yasadığımız yerde genellikle varlıklı insanlar yer almakta. Otoparklarda ultra lüks ulaşım araçlarına denk gelmek olağan bir durum. Devamlı bir inşaat gurultusu var; insanlar sık sık evlerini yeniliyor. Öyle ki geçtiğimiz yıl sabah erken saatlerde başlayan matkap seslerinden dolayı iş saatlerinde uyanmaya devam etmiştim. Bu bilgileri vermemin sebebi bu metni yazma motivasyonumu siz değerli okuyuculara daha iyi aktarabilmektir. Böylesine lüksün şatafatın olduğu bir yerde minicik yer kaplayan kedilerle kafayı bozmuş insanların olmasına olan isyanımı vurgulayabilmektir.

***

Değerli site sakinleri,

Bu metni size yazmamın amacı sitemizdeki hayvan dostlarımız ile ilgilidir. Yönetim site sakinlerden gelen şikâyetler üzerine kedileri toplatıp uzaklara terk etmektedir. Bu durum ile uzun zamandır mücadele etmekteyim ancak maalesef hiçbir sonuca ulaşamadım. Zaman zaman otoparktan gelen sesler üzerine otoparka iniyorum ve kapan içerisine sıkışmış kedilerle karşılaşıyorum. Ben şahit olduğum her kediyi çıkartıyor, kapanı da tekrar kullanılamaz duruma getiriyorum. Ancak ya denk gelmediğim onlarca, yüzlerce kedi?

Burada Allah katında islemen suç ortak: Atanlar ve atılmasına neden olanlar. Ben de sizleri ve eslerinizi bu vebale ortaklıktan ayrılmaya davet ediyorum.

Öncelikle yasadığımız yer herkese ait: Hayvanlar, bitkiler ve insanlar. Bizler hayvanların ve bitkilerin yasam alanına gelip yerleştik. Dışarıdan gelip yerel halkı kovan devletlerin örneklerini haberlerde çokça görüyoruz ve yaptıkları zulümlere lanetler yağdırıyoruz. Bizler de istemeden ayni yanlışa düşüyor olabilir miyiz?

Her ne kadar sitedeki kedilerden ‘rahatsız olma’ olgusunu anlamlandıramasam da özellikle etrafında kedi istemeyen birkaç kişiye nedenini sorduğumda bu ve benzeri cevaplarla karşılaştım:

    - Çocuklar korkuyor.

    - Benim kedi fobim var, bir anda üzerime atlarlar diye korkuyorum.

    -Etraf kokuyor, rahatsız oluyorum.

Vs.

Öncelikle sunu kendimize bir sormalıyız? Bize kendimizi dünyanın merkezine koyma hakkini kim verdi; böyle bir hakkimiz var mi?

Evimizdeki perdeler çok kalındır, içeriye güneş ışığı girmiyordur; perdeleri daha incesiyle değiştirebiliriz. Arabamız devamlı arıza yapıyordur, bütçemiz el verdiğince daha sağlam bir araba satın alabiliriz. Çamaşır makinemiz çalışırken çok ses çıkartıyordur, daha güncel bir model ile değiştirebiliriz. Takılarımız yeterince parlak değildir, bütçemiz el veriyorsa en bizdekini elden çıkartıp kıymetli taslardan yapılmış en yeni model pırlanta aksesuar ile onu da takas edebiliriz. Peki ayni muameleyi nefes alan, bir ruhu olan, yiyip içen üreyen, yasam döngüsünde yer alan canlılara yapabilir miyiz?

Hangi sebeple olursa olsun ‘ben rahatsız oluyorum’ diyerek Allah’ın yarattığı, ruhlarına can üflediği canlıları kovabilir miyiz?

Belki hizmetimizde çalışan isçileri kovabiliriz: Verilen isi yapmıyorsa, güvenilir değilse vs. sebeplerden dolayı genellikle belirli bir tazminat karşılığında karşılıklı anlaşmamızı feshedebiliriz. Bu durumda dahi çalışan suç işlemiş olsa bile kendini savunma, açıklama hakkı vardır. Çoğunlukla tazminat hakkı da vardır. Üstelik bizden ayrıldığında başka bir yerde çalışıp hayatını idame ettirebilme gücüne sahiptir. Peki ya kurduğumuz demir kapanların içerisine sosis koyarak kandırdığımız, götürüp uzaklara attığımız kediler? Bu kediler daha 5 dakika öncesinde bildik mevkilerinde dolaşıyorlardı. Acıktıklarında karınlarını doyurdukları noktalar belliydi. Yeterince konforlu olmasa da yatacak yerlerini de kendilerinde belirlemişlerdi. Dondurucu soğuklar geldiğinde de otoparkların bir nebze saha ilik olduğunu biliyorlardı, içleri rahattı. Belli bir çevreleri de vardı. Evet, onların da bizler gibi devamlı vakit geçirdiği akranları var. Dikkatli incelerseniz hayvanların da kendi aralarında topluluklar oluşturduklarını görebilirsiniz. Onların da bizler gibi iyi anlaştığı ve anlaşamadığı akranları var. Dost olduklarıyla kışın bir arada sarmaş dolaş uyuyarak soğukta vücut ısılarıyla birbirlerini ısıttıklarını görebilirsiniz.

Kendi hallerinde bir hayat yasarken bir insanın sözüyle sosisle kandırılıp kendini demir kafeste bulmuş bir kediyi gözünüzün önüne getirin. Bir görevli kapanı kurmuş, biraz sonra içerisine kedi girdiğinde gelip alacak ve sitenin aracına koyacak, uzakta bir yere bırakıp geri dönecek. Kendinizi o kedinin yerine koyun lütfen. Biri sizi alıyor ve dımdızlak bırakıyor ortada. Yahu her şeyimiz varken zor zamanımızda yanımızda olmadı, dımdızlak ortada bıraktı diye kaç kişiye söylendik kim bilir? Biz bu kelimeyi yeni araba alacakken yakın dostumuz borç vermedi diye söyledik belki. Kayınvalidemiz ile tartıştığımızda arkadaşımıza moral vermek için evimize gelmedi diye söylemişizdir. Kapora verdiğimiz evi ev sahibi başkasına kiraladı diye bir yan binadaki eve geçmek zorunda kalmışızdır ve ev sahibi kelimenin tam anlamıyla bizi dımdızlak ortada bırakmıştır!

Biz en kotu günümüzü yasarken dahi sıcak bir evdeyizdir, tencerede kaynayan en az 2 çeşit yemeğimiz vardır. Manevi desteğini cömertçe gösteren aile bireylerimiz vardır. Hepsi gitse bir gün, ekmeğimizi kazanacak sağlığımız vardır.

Site yönetimine edilen bir telefonla iyi kotu kurulu bir düzeni olan, kendi halinde yasayan ve huzurla ömrünü tamamlaması gereken bir canlının yaşamı nasıl alt üst edilebilir? Kediler bulundukları ortamdan uzaklaştırıldıklarında çoğu zaman yasayamaz, ölürler. Kediler kendi aralarında gruplaştıklarından dışarıdan gelen kediyi bölgelerine almazlar. Ayni ortamda yiyip içmelerine, yaşamlarını sürdürmelerine izin vermezler. Bulundukları yer kedilere bakım sağlanan bir yer olsa dahi büyük ihtimalle ölürler. Bunun yanında bazı insanlar barınakların da bir çözüm olduğunu düşünmektedir. Hayır, barınaklar katillerin kaldığı hapishanenin koşullarından çok daha kotu durumdadır- hem fiziksel hem sosyal olarak. Sağlıklı hayvanlar kısa sure içinde hasta olup ölmektedir. Hayvanlar kafesler içerisinde ömrünü tamamlamakta, bazen de iğnelerle yaşamlarına son verilmektedir.  Lütfen barınak fikrine sıcak bakanlar varsa en yakın barınakları ziyaret etsinler; barınaklar genellikle ziyarete açıktır. Fiziksel gerekliliklerin yanında sunun da altını çizmek istiyorum: Hayvanlar oldukça duygusal varlıklar. Her şeyi hissederler, anlarlar. Yalnızca, Allah tarafından bizim anlayabileceğimiz şekilde kendilerini ifade etme yetisi ile dünyaya gelmemişler. Bu özellikleri de bazılarımıza tüm kusurlarımızın üzerini örtecek cennet kapısı, bazılarımıza da sonsuz azap kapısı olacaktır hiç şüphesiz. Gelin onlara merhamet edelim.

Kimlere merhamet etmiyoruz ki? Kimleri idare etmiyoruz ki? İş ortaklığımız bulunan insanları tüm kusurlarına rağmen idare ediyoruz. Esimizin annesinin bize olan tutumundan hoşlanmasak da aile huzurumuz için idare ediyoruz. Arkadaşımızın küçümseyen tavırlarını sosyal çevre bütünlüğümüzün dengede kalması adına idare ediyoruz. Oğlumuzun öğretmeninin bazı tutumlarını tasvip etmesek de çocuğumuza iyi davransın diye yöneticiye şikâyet etmiyoruz. Kardeşimizin maddi imkânlarımızdan dolayı bizi kıskandığını bilsek de olsun, kardeştir, yeğenlerim için sabredeyim diyoruz. Eşimizin çapkınlıklarını çocuklarımızın refahı için görmezden geliyoruz. Ev sahibi kirayı orantısızca artırdığında olsun diyoruz, böyle yerde oturmak herkese nasip olmaz, canı sağ olsun. Okuldaki hocalarımızın anlamsız esprilerine gülüyoruz, gözde öğrenci olmak adına uzun uzadıya kendi başarılarını anlatmasını hayranlıkla dinler gibi yapıyor, durumu idare ediyoruz. Ama kedileri neden idare edelim mi? Onun bize ne faydası var?

İşte böyle düşündüğümüzde insanlık vasıflarından uzaklaşmış oluyoruz değerli site sakinleri. Allah bizlere turlu imkanlar vermis. Kimi hastalık, kimi yoksullukla sınanıyor; biz de varlıkla sınanıyoruzdur kim bilir? Yaratıcımız görmek istiyordur, bakalım kullarıma güç verdiğimde bunu ne için kullanacaklar. Zulümle mücadele için mi? Güçleri yettiği için mazlumlara zarar için mi?

Keşke dünyada iyilik hakim olsa; katillik, hırsızlık, aldatma, darp etme, tecavüz, taciz, yalancılık, haksızlık, rüşvet olmasa da kanunlara hiç mi hiç gerek kalmasa. Ancak ne yazık ki zulüm artarak devam ettiği müddetçe kanunların - yasaların da sayısı ve detayı artmaya devam edecektir. 14 Temmuz 2021- çarşamba günü resmi gazetede yayımlanan yasaya göre sokaktaki hayvanların yasam alanlarından edilmesi KANUNEN SUCTUR! Sucun tespit edilmesi halinde önemli cezai yaptırımı vardır (Bkz. 5199 Hayvanları Koruma Kanunu Mevzuatı). Ancak beklenen odur ki biz insanlığını kaybetmeyenler, kanunlar olmasa da her an sonsuz güç sahibi tarafından izlendiğimizi bilir, ona göre davranırız.

Lütfen, kedileri rahat bırakalım ki yaratıcı da bizleri dertlerimizden arındırsın. Bizi rahatsız eden noktaları görmezden gelelim ki bizlerin de rahatsızlık veren özelliklerimiz görünmez olsun, hem başkalarında, hem Yaratanımızca. Hem bu dünyada hem obur dünyada. Gelin kediler azap değil hepimize cennet kapısı olsun.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sakinca.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.