Özgür AYDIN
Köşe Yazarı
Özgür AYDIN
 

Ölü Evinin Yasçısı, Düğün Evinin Tefçisi: Sarıgül

Mustafa Sarıgül'ün siyaseti tek cümleyle özetlenir: Nerede kamera varsa orada, nerede kriz varsa tam ortasında. Ölü evinde yasçı, düğün evinde tefçi. Bu tarif yıllardır değişmedi; çünkü değişen yalnızca rüzgârın yönü oldu. Yeni parti hazırlıkları sürerken Sarıgül yine sahnede. Beklenmedik değil; hangi kulvar açılsa oraya yönelen bir refleks bu. Asıl mesele sahnede olması değil. Hacı Bayram-ı Veli Camii önünde "Burada siyaset yapmayın." diyerek tepki gösteren bir yurttaşa yönelik tavrı. Kamuoyuna yansıyan görüntülerde Sarıgül'ün söz konusu yurttaşı arkadan tekmelediği görülüyor. Arkadan tekme... Yüz yüze bile değil. Bir siyasetçiden beklenen eleştiriye tahammül etmek, itirazı dinlemek ve makamının ağırlığını taşımaktır. Fikre fikirle karşılık veremeyen, fiziksel müdahaleye yönelir. Bu, güçlü bir siyasetçinin değil, siyasi argüman üretmekte zorlanan bir anlayışın görüntüsüdür. Görüntülerde dikkat çeken bir başka ayrıntı daha var. Sarıgül'ün çevresinde yalnızca yeni parti hazırlıkları içinde olduğu konuşulan isimler değil, Çankaya Belediyesi'nde görev yapan bazı çalışanlar ile bazı belediye meclis üyeleri de bulunuyordu. Bu tablo doğal olarak şu soruları gündeme getiriyor: Belediye personeli ve seçilmiş meclis üyeleri hangi siyasi faaliyetlerin parçası hâline geliyor? Kamu görevi ile parti içi hizip mücadeleleri arasındaki sınır nasıl korunacak? Bu, CHP'nin yeni karşılaştığı bir sorun değil; yıllardır farklı biçimlerde yaşanan bir tartışma. 2005 kurultayını hatırlayın. Deniz Baykal ile Mustafa Sarıgül'ün karşı karşıya geldiği kongrede salon pet şişelerin ve sandalyelerin havada uçuştuğu bir görüntüye sahne olmuş, çevik kuvvet salona girmek zorunda kalmıştı. Baykal, kürsüden Sarıgül'e dönerek "Senin gırtlağın yetmez, otur yerine" demiş, ardından "Bu ağızlarla bir yere varamazsın" sözleriyle tepki göstermişti. Aynı kurultayda Baykal'ın yaptığı bir başka uyarı da hafızalardadır: "Partinizi satmaya çalışanlara izin vermeyin." Yolsuzluk tartışmaları üzerinden verdiği mesaj ise nettir: "Yolsuzluk bayrağı inecek. Amacım rüşvetin R'sini bile CHP'den uzaklaştırmaktır." Yirmi yıl geçti. Aktörlerin bir kısmı değişti, tartışmaların biçimi değişti; ancak CHP içinde hizip mücadeleleri ve parti kimliği üzerinden yürüyen çekişmeler bitmedi. Bugün yeni parti tartışmaları etrafında oluşan tablo da bu geçmişten tamamen bağımsız görünmüyor. Türkiye'nin ihtiyacı kameraya oynayan siyaset değildir. İlkeye, demokratik olgunluğa ve siyasi nezakete dayanan bir anlayıştır. Cami avlusunda gerilim üretmek değil, toplumsal huzuru korumaktır siyaset. Eleştirene tekmeyle karşılık vermek değil, eleştiriyi dinleyebilmektir. Kamu görevini de hizip mücadelelerinin değil, kamusal sorumluluğun gereği olarak yerine getirebilmektir. Ölü evinin yasçısı olmak kolaydır. Düğün evinin tefçisi olmak da. Zor olan, her şart altında ilkesini koruyabilmektir. Siyasetin gerçek sınavı da tam burada başlar.
Ekleme Tarihi: 26 Temmuz 2026 -Pazar

Ölü Evinin Yasçısı, Düğün Evinin Tefçisi: Sarıgül

Mustafa Sarıgül'ün siyaseti tek cümleyle özetlenir: Nerede kamera varsa orada, nerede kriz varsa tam ortasında. Ölü evinde yasçı, düğün evinde tefçi. Bu tarif yıllardır değişmedi; çünkü değişen yalnızca rüzgârın yönü oldu.

Yeni parti hazırlıkları sürerken Sarıgül yine sahnede. Beklenmedik değil; hangi kulvar açılsa oraya yönelen bir refleks bu. Asıl mesele sahnede olması değil. Hacı Bayram-ı Veli Camii önünde "Burada siyaset yapmayın." diyerek tepki gösteren bir yurttaşa yönelik tavrı.

Kamuoyuna yansıyan görüntülerde Sarıgül'ün söz konusu yurttaşı arkadan tekmelediği görülüyor. Arkadan tekme... Yüz yüze bile değil. Bir siyasetçiden beklenen eleştiriye tahammül etmek, itirazı dinlemek ve makamının ağırlığını taşımaktır. Fikre fikirle karşılık veremeyen, fiziksel müdahaleye yönelir. Bu, güçlü bir siyasetçinin değil, siyasi argüman üretmekte zorlanan bir anlayışın görüntüsüdür.

Görüntülerde dikkat çeken bir başka ayrıntı daha var. Sarıgül'ün çevresinde yalnızca yeni parti hazırlıkları içinde olduğu konuşulan isimler değil, Çankaya Belediyesi'nde görev yapan bazı çalışanlar ile bazı belediye meclis üyeleri de bulunuyordu. Bu tablo doğal olarak şu soruları gündeme getiriyor: Belediye personeli ve seçilmiş meclis üyeleri hangi siyasi faaliyetlerin parçası hâline geliyor? Kamu görevi ile parti içi hizip mücadeleleri arasındaki sınır nasıl korunacak?

Bu, CHP'nin yeni karşılaştığı bir sorun değil; yıllardır farklı biçimlerde yaşanan bir tartışma.

2005 kurultayını hatırlayın. Deniz Baykal ile Mustafa Sarıgül'ün karşı karşıya geldiği kongrede salon pet şişelerin ve sandalyelerin havada uçuştuğu bir görüntüye sahne olmuş, çevik kuvvet salona girmek zorunda kalmıştı. Baykal, kürsüden Sarıgül'e dönerek "Senin gırtlağın yetmez, otur yerine" demiş, ardından "Bu ağızlarla bir yere varamazsın" sözleriyle tepki göstermişti.

Aynı kurultayda Baykal'ın yaptığı bir başka uyarı da hafızalardadır: "Partinizi satmaya çalışanlara izin vermeyin." Yolsuzluk tartışmaları üzerinden verdiği mesaj ise nettir: "Yolsuzluk bayrağı inecek. Amacım rüşvetin R'sini bile CHP'den uzaklaştırmaktır."

Yirmi yıl geçti. Aktörlerin bir kısmı değişti, tartışmaların biçimi değişti; ancak CHP içinde hizip mücadeleleri ve parti kimliği üzerinden yürüyen çekişmeler bitmedi. Bugün yeni parti tartışmaları etrafında oluşan tablo da bu geçmişten tamamen bağımsız görünmüyor.

Türkiye'nin ihtiyacı kameraya oynayan siyaset değildir. İlkeye, demokratik olgunluğa ve siyasi nezakete dayanan bir anlayıştır. Cami avlusunda gerilim üretmek değil, toplumsal huzuru korumaktır siyaset. Eleştirene tekmeyle karşılık vermek değil, eleştiriyi dinleyebilmektir. Kamu görevini de hizip mücadelelerinin değil, kamusal sorumluluğun gereği olarak yerine getirebilmektir.

Ölü evinin yasçısı olmak kolaydır. Düğün evinin tefçisi olmak da. Zor olan, her şart altında ilkesini koruyabilmektir. Siyasetin gerçek sınavı da tam burada başlar.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sakinca.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.