Türkiye A Milli Futbol Takımı, Konya’da sahaya çıktı ama sahada sadece isim olarak vardı. İspanya karşısında alınan 6-0’lık ağır mağlubiyet, futbol tarihimizde kara bir sayfa olarak yerini aldı. Ancak sonuçtan daha vahim olan, sahada ortaya konan ruhsuzluk ve varlık gösterememe hâliydi.
Bir milli takım, kendi evinde, seyircisinin önünde, sahada yalnızca 6 faul yapıyorsa bu tek kelimeyle utançtır. Rakibine karşı dişe diş bir mücadele sergileyemeyen, ikili mücadelelerde varlık gösteremeyen, sahada rakibine dokunmaktan korkar bir takım, zaten daha maçın başında teslim bayrağını çekmiş demektir.
Vincenzo Montella ve teknik ekibe de birkaç söz etmek gerek. Bir milli takım hocasının en büyük görevi, oyuncularına mücadele ruhunu aşılamaktır. Elbette taktik, sistem, oyun planı önemlidir. Ama milli takım, öncelikle onurla, hırsla ve dirençle oynar. Montella’nın sahaya sürdüğü on bir, adeta hazırlık maçına çıkar gibi rahat ve isteksizdi. Oyuncu seçimleri bir yana, oyuncuların sahaya yansıttığı karakter eksikliği Montella’nın hanesine ağır bir eksi olarak yazıldı.
Oyunculara gelince... Hakan Çalhanoğlu gibi Avrupa’nın önemli liglerinde oynayan kaptanın, bu kadar etkisiz kalması kabul edilemez. Arda Güler ve Kenan Yıldız gibi genç yetenekler, maç boyunca adeta silindi. Kerem Aktürkoğlu’nun çabaları boşa düştü çünkü takım halinde hiçbir reaksiyon veremedik. Defans hattımız ise her atakta çaresizlik içinde seyretti. Merino’nun hat-trick yaptığı bir maçta, rakibe bu kadar geniş alan vermek affedilemez.
Bir milli takımın oyuncuları, formayı giydiğinde sadece futbol oynamaz; aynı zamanda bir ülkenin gururunu temsil eder. Ne yazık ki dün gece Konya’da bu gururun zerresini göremedik. Sadece skor değil, karakter mağlubiyeti yaşadık.
İspanya elbette güçlü bir rakip. Ama biz sahada mücadele etmeyi dahi denemedik. Sahadaki tablo, “yenildik ama mücadele ettik” diyebileceğimiz bir tablo değildi. Yenildik, ezildik ve pes ettik.
Sonuç olarak, bu ağır yenilgi yalnızca üç puanın kaybı değil, milli takımın ruhunu kaybetmesidir. Eğer Montella ve futbolcular bu ruhsuzlukla sahaya çıkmaya devam edecekse, bizi çok daha ağır hezimetler bekliyor. Milli takım formasının hakkı, böyle oynanarak verilmez.
