Dün gece sahada olan şey bir futbol maçı değildi. O, resmen bir çöküş belgeseliydi. Fenerbahçe adına utanç verici, mide bulandırıcı bir 120 dakika izledik. “İflas” demiştik… Meğer o sadece fragmanmış. Asıl film buymuş: TÜKENİŞ.
Bir takım düşünün; ne karakter var, ne akıl, ne oyun planı… Sahada dolaşan futbolcular değil, sanki ruhunu kaybetmiş gölgeler. Bu kadar ruhsuzluk, bu kadar isteksizlik normal değil. Bu forma ağırlık ister, sorumluluk ister. Ama bu ekipte ne o ağırlığı taşıyacak omuz var ne de o sorumluluğu hissedecek yürek.
TÜMOSAN Konyaspor sana futbol dersi vermedi; sana karakter dersi verdi. 120 dakika sabırla bekledi, inandı ve sonunda aldı. Sen ne yaptın? Top çevir, yan pas, geri pas… Sanki maç kazanmak değil de süre doldurmak için çıkmışlar sahaya.
Yönetim mi? Ayrı bir facia. Plansızlık, vizyonsuzluk, günü kurtarma çabası… Bu kulüp böyle yönetilmez. Transfer desen yamalı bohça, teknik yapı desen zaten yok. Koca camia deneme tahtasına dönmüş. Kimse sorumluluk almıyor, herkes birbirine bakıyor.
Sahadaki oyunculara gelince… Hiçbiri bu formanın hakkını vermiyor. Mücadele yok, isyan yok, reaksiyon yok. 120 dakika boyunca tek bir “biz bu maçı alacağız” hissi geçmedi. Büyük takım refleksi sıfır. Böyle oynayacaksanız hiç çıkmayın sahaya daha iyi.
Ve o son… 120+2’de gelen penaltı. Trajik ama bir o kadar da hak edilmiş bir son. Çünkü sen o maçı kazanmak için hiçbir şey yapmadın. Futbol bazen adaletlidir; dün gece de adalet yerini buldu.
Bu artık bir kriz değil. Bu bir çürüme. Tepeden tırnağa, yönetimden sahaya kadar yayılan bir çöküş. Bu tabloyu görmeyen ya kördür ya da görmek istemiyordur.
Fenerbahçe böyle olamaz. Bu, Fenerbahçe değil.
