Mehmet Şehirli
Köşe Yazarı
Mehmet Şehirli
 

REZALETİN DÜNYA KUPASI FOTOĞRAFI

2026 Dünya Kupası macerası Türkiye için başlamadan bitti. Ortada ne mücadele var, ne karakter var, ne de Dünya Kupası seviyesine yakışan bir futbol. Sonuç? İki maç, sıfır puan, sıfır gol ve erken veda... Bu tabloya başka bir isim bulmaya çalışmanın anlamı yok. Bu, Türk futbolunun son yıllardaki en büyük hayal kırıklıklarından biridir. Paraguay karşısında rakip 45 dakika boyunca 10 kişi oynadı. Evet, yanlış okumadınız. Dünya Kupası sahnesinde bir rakip tam bir devre boyunca eksik mücadele etti ve Türkiye buna rağmen gol atamadı. Bırakın kazanmayı, gol bile bulamadı. Sahada dolaşan oyuncuların büyük bölümü sanki Dünya Kupası maçı değil de sezon sonu hazırlık karşılaşmasına çıkmış gibiydi. Topa sahip olmakla övünebiliriz belki. Pas istatistiklerini de duvarlara asabiliriz. Ama futbolun amacı topa sahip olmak değil, gol atmaktır. Türkiye iki maçta da bunu başaramadı. Montella'nın tercihleri ise turnuva boyunca tartışılmayı fazlasıyla hak etti. Rakiplerin çözüldüğü, eksik kaldığı, geri çekildiği anlarda bile oyuna doğru müdahaleler yapılamadı. Türkiye, Dünya Kupası'nda rakiplerine problem çıkaran takım değil, rakiplerinin rahatlıkla kontrol ettiği takım görüntüsü verdi. Daha da acısı, bu kadro Türk futbol tarihinin en yetenekli jenerasyonlarından biri olarak gösteriliyordu. Avrupa'nın büyük liglerinde oynayan futbolcular, milyonlarca euro değerindeki yıldızlar ve yıllardır anlatılan büyük potansiyel... Sonuç ne oldu? Dünya Kupası'nda iki maç sonunda gol atamadan elenmek. Bu başarısızlığın faturasını sadece futbolculara kesmek de kolaycılık olur. Asıl sorgulanması gereken yapı, Türkiye Futbol Federasyonu'nun yıllardır ortaya koyduğu plansızlıktır. Türk futbolu yıllardır günü kurtaran kararlarla yönetiliyor. Başarı geldiğinde herkes vitrinde, başarısızlık geldiğinde ise kimse sorumluluk almıyor. Dünya Kupası gibi futbolun en büyük organizasyonunda ortaya çıkan sonuç tesadüf değildir. Bu sonuç, yıllardır yapılan hataların doğal sonucudur. Taraftar milyonlarca kilometre ötede takımını destekledi. İnsanlar gecelerini gündüzlerine kattı, umutlandı, inandı. Karşılığında ne gördü? İki maçta sıfır gol. Sıfır puan. Sıfır reaksiyon. Kimse bu tabloyu şanssızlıkla açıklamaya kalkmasın. Direkten dönen toplarla, kaçan fırsatlarla, hakem kararlarıyla bu gerçek değişmez. Türkiye, Dünya Kupası'na rakip olmaya değil, figüran olmaya gitmiştir. Ve en acı gerçek şudur: Haiti, Curacao bile bizden daha aidiyet duygusu ile oynadı.    Bu turnuvada Türkiye kaybetmedi. Türkiye sahaya hiç çıkamamış gibi oynadı. Gelelim Montella’ya, kardeşim ben Türküm diye beyanatlar veriyorsun ya geç o işleri. Türk milli takımı bu kupadan elendiyse sırf senin yüzünden. Hadi Avustralya maçında kötü bir onbir çıkarttın yenildin ya Paruguay karşısında çıkarttığın onbire ne demeli. Orkun, Can, Deniz ve Barış bu onbir de banko oynaması lazım oyuncular. Hadi ilk devre oynatmadın ikinci yarı neden almadın. Sen Hakan ve Arda’yı 90 dakika nasıl oyunda tutarsın. İkisinde oyunda hiç yoklar. İkinci yarı 45 dakika 20 kişi oynayan rakibine gol atamıyorsan sana ben ne diyeyim. Dünyaya rezil ettiniz bizi. Bir de Federasyon başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’na bir sözüm var sen Fatih Terim’i eleştiremezsin. Çünkü Fatih Terim söylediği sözlerde çok haklıydı ve sonunda da onun dediği oldu. YAZIKLAR OLSUN 
Ekleme Tarihi: 20 Haziran 2026 -Cumartesi

REZALETİN DÜNYA KUPASI FOTOĞRAFI

2026 Dünya Kupası macerası Türkiye için başlamadan bitti. Ortada ne mücadele var, ne karakter var, ne de Dünya Kupası seviyesine yakışan bir futbol. Sonuç? İki maç, sıfır puan, sıfır gol ve erken veda...

Bu tabloya başka bir isim bulmaya çalışmanın anlamı yok. Bu, Türk futbolunun son yıllardaki en büyük hayal kırıklıklarından biridir.

Paraguay karşısında rakip 45 dakika boyunca 10 kişi oynadı. Evet, yanlış okumadınız. Dünya Kupası sahnesinde bir rakip tam bir devre boyunca eksik mücadele etti ve Türkiye buna rağmen gol atamadı. Bırakın kazanmayı, gol bile bulamadı.

Sahada dolaşan oyuncuların büyük bölümü sanki Dünya Kupası maçı değil de sezon sonu hazırlık karşılaşmasına çıkmış gibiydi. Topa sahip olmakla övünebiliriz belki. Pas istatistiklerini de duvarlara asabiliriz. Ama futbolun amacı topa sahip olmak değil, gol atmaktır. Türkiye iki maçta da bunu başaramadı.

Montella'nın tercihleri ise turnuva boyunca tartışılmayı fazlasıyla hak etti. Rakiplerin çözüldüğü, eksik kaldığı, geri çekildiği anlarda bile oyuna doğru müdahaleler yapılamadı. Türkiye, Dünya Kupası'nda rakiplerine problem çıkaran takım değil, rakiplerinin rahatlıkla kontrol ettiği takım görüntüsü verdi.

Daha da acısı, bu kadro Türk futbol tarihinin en yetenekli jenerasyonlarından biri olarak gösteriliyordu. Avrupa'nın büyük liglerinde oynayan futbolcular, milyonlarca euro değerindeki yıldızlar ve yıllardır anlatılan büyük potansiyel... Sonuç ne oldu? Dünya Kupası'nda iki maç sonunda gol atamadan elenmek.

Bu başarısızlığın faturasını sadece futbolculara kesmek de kolaycılık olur. Asıl sorgulanması gereken yapı, Türkiye Futbol Federasyonu'nun yıllardır ortaya koyduğu plansızlıktır. Türk futbolu yıllardır günü kurtaran kararlarla yönetiliyor. Başarı geldiğinde herkes vitrinde, başarısızlık geldiğinde ise kimse sorumluluk almıyor.

Dünya Kupası gibi futbolun en büyük organizasyonunda ortaya çıkan sonuç tesadüf değildir. Bu sonuç, yıllardır yapılan hataların doğal sonucudur.

Taraftar milyonlarca kilometre ötede takımını destekledi. İnsanlar gecelerini gündüzlerine kattı, umutlandı, inandı. Karşılığında ne gördü? İki maçta sıfır gol. Sıfır puan. Sıfır reaksiyon.

Kimse bu tabloyu şanssızlıkla açıklamaya kalkmasın. Direkten dönen toplarla, kaçan fırsatlarla, hakem kararlarıyla bu gerçek değişmez.

Türkiye, Dünya Kupası'na rakip olmaya değil, figüran olmaya gitmiştir.

Ve en acı gerçek şudur:

Haiti, Curacao bile bizden daha aidiyet duygusu ile oynadı. 

 

Bu turnuvada Türkiye kaybetmedi.

Türkiye sahaya hiç çıkamamış gibi oynadı.

Gelelim Montella’ya, kardeşim ben Türküm diye beyanatlar veriyorsun ya geç o işleri. Türk milli takımı bu kupadan elendiyse sırf senin yüzünden. Hadi Avustralya maçında kötü bir onbir çıkarttın yenildin ya Paruguay karşısında çıkarttığın onbire ne demeli. Orkun, Can, Deniz ve Barış bu onbir de banko oynaması lazım oyuncular. Hadi ilk devre oynatmadın ikinci yarı neden almadın. Sen Hakan ve Arda’yı 90 dakika nasıl oyunda tutarsın. İkisinde oyunda hiç yoklar. İkinci yarı 45 dakika 20 kişi oynayan rakibine gol atamıyorsan sana ben ne diyeyim. Dünyaya rezil ettiniz bizi. Bir de Federasyon başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’na bir sözüm var sen Fatih Terim’i eleştiremezsin. Çünkü Fatih Terim söylediği sözlerde çok haklıydı ve sonunda da onun dediği oldu. YAZIKLAR OLSUN 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sakinca.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.