UEFA Konferans Ligi’nde Beşiktaş, sahasında St. Patricks’i 3-2 mağlup etti. Skor kâğıt üzerinde galibiyet olsa da tribünlerde yüzler gülmedi. Daha sezon başlamadan taraftarın umudu tükendi desek abartmış olmayız.
İlk maçın 4-1 bitmesi nedeniyle rahat bir galibiyet bekliyordum. Üstelik tempolu, ritmi yüksek bir oyun hayal etmiştim. Ama “daha ne oluyor?” demeden St. Patricks penaltı ile öne geçti. Şok gol sonrası Beşiktaş’ın çabuk toparlanacağını düşündüm; tam tersi ikinci golü yedik.
Üstelik rakibin toplam kadro değeri 780 bin Euro. Bu, Beşiktaş’ın ilk 11’inden bir futbolcunun yıllık maaşına bile denk değil. Buna rağmen konuk ekip 3 stoper, 2 kenar oyuncusu ile beşli savunma kurup ön alanda baskı yaptı, kontra aradı ve bunda da başarılı oldu.
Bu karşılaşma, Süper Lig öncesi Beşiktaş için bir prova niteliğindeydi ama sahada kimin ne oynadığı belli değildi. Konsantrasyon o kadar dağınık ki; Mert Günok ceza sahası dışında eliyle top alıyor, savunma rakibe baskı yapmıyor, kornerlerde organizasyon yok… Zayıf bir takımdan 180 dakikada 3 gol yedi bu takım. Süper Lig’de St. Patricks’ten 3 gol yiyecek başka bir ekip bulmak zor.
Beşiktaş kazandı ama sahada gösterilen oyun, sezonun çok sancılı geçeceğinin habercisi. Bu takımın ritim bulması için zamana ihtiyacı var. Sorun şu ki, zaman çoktan daralmış durumda.Beşiktaş’ta her yeni yönetim, ezeli rakiplerin transferlerine bakıp “pahalı oyuncu alalım, taraftar mutlu olsun” mantığına saplanıyor. Sonuç: Kadro şişiyor, istikrar yok oluyor, saha içinde organizasyon kayboluyor.
Tempo düşük, konsantrasyon dağınık, organizasyon eksik. St. Patricks karşısında bile bu kadar zorlanan Beşiktaş, Süper Lig’de çok daha sert rakiplerle karşılaştığında ne yapacak? Bu sorunun cevabını aramak için sezonu beklemeye gerek yok; sahadaki tablo şimdiden konuşuyor.Beşiktaş taraftarını çok sancılı bir sezon bekliyor.
