Mehmet Şehirli
Köşe Yazarı
Mehmet Şehirli
 

SAHADA RUH YOK, KULÜBEDE AKIL YOK!

Süper Lig’in 23’üncü haftasında alınan bu 1-1’lik sonuç, bir puandan çok daha fazlasını kaybettirdi. Bu sadece iki puanın kaybı değil; bu, şampiyonluk inancının ağır yara almasıdır. 90+5’te gelen golle umut verip, 90+11’de o umudu paramparça etmek; bir takımın zihinsel olarak ne kadar kırılgan olduğunu gösterir. Bu tablo tesadüf değil. Bu bir sürecin sonucu. Ve o süreç baştan aşağı yanlış planlanmış. FORVETSİZ PLAN OLUR MU? Bu takımın haftalardır bağırdığı bir gerçek var: NET BİR SANTRFOR YOK! Pozisyon var mı? Var. Topa sahip olma var mı? Var. Peki bitiricilik? Yok. Ceza sahasında rakibi korkutan bir isim? Yok. Rakip savunmayı geriye yaslayan bir golcü? Yok. Transfer politikasında yapılan en büyük hata burada. Kanat var, orta saha var, stoper var… Ama golü atacak, sırtı dönük oynayacak, kilidi açacak bir santrfor yok. Modern futbolda şampiyonluk kovalayan bir takımın forvetsiz sezona girmesi akıl tutulmasıdır. Bu kadar yatırımın içinde gol sorununu çözememek, ya futbol aklı eksikliğidir ya da inat. İkisinin de bedelini tribün ödüyor. TEDESCO’NUN FUTBOLU MU, FUTBOLSUZLUĞU MU? Ve gelelim teknik direktör meselesine… Domenico Tedesco bu takıma ne oynatıyor? Tempo yok. Plan B yok. Oyun içinde reaksiyon yok. 10 kişi kalmış rakibe karşı bile oyunu öldüremeyen, kontrol edemeyen bir yapı var. 90+5’te öne geçiyorsun, 90+11’de gol yiyorsun. Bu fiziksel değil, zihinsel bir çöküştür. Bu, kenardan yönetilemeyen bir maçın sonucudur. Oyuncu değişiklikleri geç, hamleler ezber, oyun planı kırılgan. Sahada lider yoksa, kenarda olmak zorunda. Ama kenarda da o liderliği göremiyoruz. Şampiyonluk yarışı böyle oynanmaz. Büyük takım refleksi böyle olmaz. SAVUNMA DAĞINIĞI, MENTAL ÇÖKÜŞ Çağlar Söyüncü sakatlanıyor, Oosterwolde çıkıyor… Tamam, bunlar talihsizlik olabilir. Ama savunma organizasyonu bir kişinin sakatlanmasıyla çöküyorsa, orada sistem yok demektir. Son dakikalarda yenilen gol, bir konsantrasyon faciasıdır. Bu takım maç kapatmayı bilmiyor. Çünkü özgüven yok. Çünkü plan yok. Çünkü yapı kırılgan. “İNAN” DEMEKLE İNANILMAZ Tribünler “İnan Fenerbahçe” koreografisi yapıyor. Taraftar hâlâ inanmak istiyor. Ama sahadaki görüntü o inancı beslemiyor, tam tersine tüketiyor. Şampiyonluk yolunda umutlar artık romantik bir temenniden ibaret. Rakipler hata yapmaz mı? Elbette yapar. Ama sen her hafta aynı kırılganlığı gösterirsen, o yarışın içinde kalamazsın. Bu beraberlik bir kaza değil. Bu, yanlış planlamanın, eksik kadro mühendisliğinin ve teknik yetersizliğin doğal sonucudur. Acı ama gerçek şu: Bu oyunla, bu transfer politikasıyla ve bu teknik anlayışla şampiyonluk hayalden öteye gitmez. Ve en tehlikelisi şu: Artık taraftar sadece puan kaybına değil, umudunu da tamamen kaybetmeye başladı.
Ekleme Tarihi: 23 Şubat 2026 -Pazartesi

SAHADA RUH YOK, KULÜBEDE AKIL YOK!

Süper Lig’in 23’üncü haftasında alınan bu 1-1’lik sonuç, bir puandan çok daha fazlasını kaybettirdi. Bu sadece iki puanın kaybı değil; bu, şampiyonluk inancının ağır yara almasıdır. 90+5’te gelen golle umut verip, 90+11’de o umudu paramparça etmek; bir takımın zihinsel olarak ne kadar kırılgan olduğunu gösterir.

Bu tablo tesadüf değil. Bu bir sürecin sonucu. Ve o süreç baştan aşağı yanlış planlanmış.

FORVETSİZ PLAN OLUR MU?

Bu takımın haftalardır bağırdığı bir gerçek var: NET BİR SANTRFOR YOK!

Pozisyon var mı? Var. Topa sahip olma var mı? Var. Peki bitiricilik? Yok. Ceza sahasında rakibi korkutan bir isim? Yok. Rakip savunmayı geriye yaslayan bir golcü? Yok.

Transfer politikasında yapılan en büyük hata burada. Kanat var, orta saha var, stoper var… Ama golü atacak, sırtı dönük oynayacak, kilidi açacak bir santrfor yok. Modern futbolda şampiyonluk kovalayan bir takımın forvetsiz sezona girmesi akıl tutulmasıdır.

Bu kadar yatırımın içinde gol sorununu çözememek, ya futbol aklı eksikliğidir ya da inat. İkisinin de bedelini tribün ödüyor.

TEDESCO’NUN FUTBOLU MU, FUTBOLSUZLUĞU MU?

Ve gelelim teknik direktör meselesine…

Domenico Tedesco bu takıma ne oynatıyor?

Tempo yok. Plan B yok. Oyun içinde reaksiyon yok. 10 kişi kalmış rakibe karşı bile oyunu öldüremeyen, kontrol edemeyen bir yapı var. 90+5’te öne geçiyorsun, 90+11’de gol yiyorsun. Bu fiziksel değil, zihinsel bir çöküştür. Bu, kenardan yönetilemeyen bir maçın sonucudur.

Oyuncu değişiklikleri geç, hamleler ezber, oyun planı kırılgan. Sahada lider yoksa, kenarda olmak zorunda. Ama kenarda da o liderliği göremiyoruz.

Şampiyonluk yarışı böyle oynanmaz. Büyük takım refleksi böyle olmaz.

SAVUNMA DAĞINIĞI, MENTAL ÇÖKÜŞ

Çağlar Söyüncü sakatlanıyor, Oosterwolde çıkıyor… Tamam, bunlar talihsizlik olabilir. Ama savunma organizasyonu bir kişinin sakatlanmasıyla çöküyorsa, orada sistem yok demektir.

Son dakikalarda yenilen gol, bir konsantrasyon faciasıdır. Bu takım maç kapatmayı bilmiyor. Çünkü özgüven yok. Çünkü plan yok. Çünkü yapı kırılgan.

“İNAN” DEMEKLE İNANILMAZ

Tribünler “İnan Fenerbahçe” koreografisi yapıyor. Taraftar hâlâ inanmak istiyor. Ama sahadaki görüntü o inancı beslemiyor, tam tersine tüketiyor.

Şampiyonluk yolunda umutlar artık romantik bir temenniden ibaret. Rakipler hata yapmaz mı? Elbette yapar. Ama sen her hafta aynı kırılganlığı gösterirsen, o yarışın içinde kalamazsın.

Bu beraberlik bir kaza değil. Bu, yanlış planlamanın, eksik kadro mühendisliğinin ve teknik yetersizliğin doğal sonucudur.

Acı ama gerçek şu:
Bu oyunla, bu transfer politikasıyla ve bu teknik anlayışla şampiyonluk hayalden öteye gitmez.

Ve en tehlikelisi şu:
Artık taraftar sadece puan kaybına değil, umudunu da tamamen kaybetmeye başladı.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sakinca.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.