Fenerbahçe, Göztepe karşısında sadece iki puan bırakmadı. Kadıköy’de, kendi sahasında, üstelik tribünlerinin önünde şampiyonluk iddiasını ağır yaraladı. Skor tabelasında 1-1 yazıyor olabilir ama sahadaki gerçek çok daha acı: Bu takımın forveti yok, çaresi yok.
Maça bakıyorsun, isimler kağıt üzerinde parlak. Asensio, Talisca, Musaba… Ama sahaya baktığında karşında ne var? Ceza sahasında kaybolan bir Fenerbahçe. Rakip kaleye giden her top “acaba”yla bitiyor, “kesin gol” diyeceğin tek bir an yok. Şampiyonluğa oynayan takım, Kadıköy’de Göztepe’ye karşı 90 dakika boyunca bir tane net gol pozisyonu üretemez mi? Üretiyorsa da neden herkes kalecinin üstüne vuruyor?
Atılan gol? Tamamen bireysel. Musaba koşmuş, Nene dokunmuş. Plan mı? Hayır. Organizasyon mu? O da yok. Sonrası zaten klasik: İlk hatada golü ye, panikle, tıkan, savrul. Yiğit Efe’nin hatası elbette konuşulur ama asıl hata, bu kadar kırılgan bir yapıyı hâlâ düzeltememekte.
İkinci yarı desen tam bir hayal kırıklığı. Göztepe daha istekli, daha cesur, daha ne yaptığını bilen bir görüntü çiziyor. Fenerbahçe ise “belki bir şey olur” futboluna dönmüş durumda. Orta yap, seken topu bekle, uzaktan vur… Büyük takım böyle oynar mı? Şampiyonluk hedefleyen ekip, Anadolu takımının cesaretine bakıp “biz ne yapıyoruz” diye sormaz mı?
Ve gelelim en can alıcı noktaya: Forvetsizlik.
Bu takımın golcüsü kim? Kim ceza sahasında topu alıp “bunu ben çözerim” diyor? Yok. Herkes topu bir başkasına bırakma derdinde. Son dakikada yapılan ortalar, umutsuz kafalar, rastgele denemeler… Bunlar şampiyonluk yarışı değil, çaresizlik göstergesi.
Kadıköy artık rakipler için korku tüneli değil, puan alınabilir bir deplasman gibi görülüyorsa, burada ciddi bir problem vardır. Bu problem ne hakemdir, ne şanssızlıktır. Bu problem, oyunsuzluk, forvetsizlik ve kimlik kaybıdır.
Bu beraberlik puan tablosunda “1 puan” gibi görünebilir. Ama sezon sonunda dönüp bakıldığında herkes şunu hatırlayacak:
“Fenerbahçe, şampiyonluğu Kadıköy’de Göztepe’yle oynadığı maçta bıraktı.”
