Pınar Billur Odabaşı
Köşe Yazarı
Pınar Billur Odabaşı
 

Avuç içi kadar mutluluk yeter

Sevgili Fatih Erkoç’un dillere pelesenk olmuş bir şarkısıdır “Avuç içi kadar mutluluk yeter” ve nakaratı şöyledir;   Açtım ellerimi dilenci gibi Çok görme ne olur, çevirme geri Küçük bir çoçuğun sevinci gibi Avuç içi kadar mutluluk yeter…     O hâlde bu hafta bizi mutlu eden küçük şeyleri düşünelim biraz… Maddiyattan mümkün olduğunca uzak, parayla satın alınamayacak kadar kıymetli ama ulaşılması hiç de zor olmayan örnekleri sıralıyorum izninizle…    Yeni yıkanmış, mis gibi kokan tertemiz bir çarşafın üzerinde uyumak… Uzun süre giymediğiniz bir montunuzun cebinden kâğıt para çıkması… Sevdiklerinizden; sizi, size anlatan, karakterinizi yansıtan, düşünülmüş, hatıra olarak kalabilecek bir hediye almak… Sizi kolay kolay unutamayan eski sevgilinizin, hâlâ gizli gizli sosyal medyanızda gezindiğini öğrenmeniz… Araba kullanırken radyoda sevdiğiniz şarkıya denk gelmek… (Ben yolu uzatıyorum lâf aramızda) Alarm sesine maruz kalmadığımız her türlü uyku… En çok da sabah uykusu mutluluğun ta kendisidir bence… Çay veya kahve fincanınızın üzerinde adınızın başharfinin yazması… Telefonunuzun full çekmesi ve şarjının uzun süre gitmesi… Metroyu kaçırmaktan son saniyede kurtulmanız… Ek karttan alışveriş yaptığınızda, kart sahibine anında bilgi mesajı gitmemesi… (Erkekler bilmez bu duyguyu) Tartıya çıktığınızda zayıfladığınızı gösteren sayıları görmeniz… Neyi neden yaptığınızı bilen, kendinizi açıklamak zorunda kalmayacağınız, sustuklarınızı bile anlayan çok sağlam bir dert ortağınızın olması… Hiç beklemediğiniz bir anda tam da hayal ettiğiniz özelliklerde birine âşık olmak…  Başınızı yastığa koyduğunuzda gerçekleşmesini istediğiniz hayallere dalmak, “Nasıl olurdu acaba?” diye tahminlerde bulunurken uykuya dalmak… Uyandığınız her yeni gün; aile fertlerinin nefesini duymak, kokusunu almak…  Eğitimine destek olduğunuz gariban bir çocuğu, yıllar sonra çok iyi mevkilerde görmek… Kuzenlerle birlikte eski fotoğraf albümlerine bakıp, ergenlik yıllarımızdaki halimizle dalga geçmek… Sarılmak; evet evet sarılmak da çok mutlu eder insanı… Çünkü sağ tarafta kalp yoktur; ve orası hep boştur, sarılınca sağ yanını O’nun kalbi doldurur… O yüzden sarılırsak her şey geçer; ama darılırsak kalır…  Dostlarınızın yüzündeki gülümsemenin sebebi olabilmek… Çünkü gülmekten daha güzel bir şey varsa; o da güldürmektir… İlkokul öğretmeninizle yıllar sonra karşılaşmak… Anneniz dışındaki birinden “Hava soğuk, sıkı giyin üşütme, gidince mesaj at” türünden cümleler duymak… İlk buluşmalardaki ekstra nezâketin yerini doğallığa bırakıp; lüks bir restaurantta sushi değil de salaş bir yerde Adana dürüm yemek… Sadece annenizin yaptığı patates kızartması; çünkü insan; teyzesinden veya yengesinden ikinci tabağı isteyemeye çekinir… Günlük burç yorumlarında güzel şeyler yazıyor olması… Çok kıymetli olduğunuzu hissettiren insanların varlığı…  Özellikle çocukların ve yaşlıların sizi çok sevmesi… Çünkü onların sevgisi daha sahicidir… Dargın bile olsanız; sevdiğiniz bir dostunuzun başarılı olduğunu duymanız… Ne kadar zengin olursanız olun semt pazarına gidip çorap, tayt vb. şeyleri almak da kadınları mutlu eder… Kız kıza çıkılan; bol bol erkekleri eleştirip; arada gelinlere, eltilere, görümcelere, kayınvalidelere de verip veriştirip, “Amaaaannn neyse gıybet yapmayalım boşver” deyip deşarj olunan tatiller… Yakıcı güneşin altında iş yaparken bir anda hortumu terliklerimize tutup serinlemek de psikiyatriste gitmek kadar rahatlatır bizi… Spor ayakkabının ilk günkü bembeyaz hâli… Tek derdi “Hiç esmiyor” ya da “Deniz sabah daha güzeldi, akşamüstü dalgalı” olan yazlıkçı haleti ruhiyesi…  Kaybolduğumuz bir yerde “Rota yeniden hesaplanıyor” cümlesini mümkün olduğunca az duymak… İnsanların sizi, türlü katakullilerle gerçek hayatta değil; sadece salıncakta sallaması… Sahilde, günbatımı fotoğrafları çekmek… Satın aldığınız ürünün kasada ekstra indirimi olduğunu öğrenmek… Verdiğimiz sözü, şartlar ne olursa olsun tutabilmek… En çok da; sevildiğinden emin olmak mutlu eder insanı…
Ekleme Tarihi: 17 Temmuz 2022 - Pazar

Avuç içi kadar mutluluk yeter

Sevgili Fatih Erkoç’un dillere pelesenk olmuş bir şarkısıdır “Avuç içi kadar mutluluk yeter” ve nakaratı şöyledir;

 

Açtım ellerimi dilenci gibi

Çok görme ne olur, çevirme geri

Küçük bir çoçuğun sevinci gibi

Avuç içi kadar mutluluk yeter…  

 

O hâlde bu hafta bizi mutlu eden küçük şeyleri düşünelim biraz… Maddiyattan mümkün olduğunca uzak, parayla satın alınamayacak kadar kıymetli ama ulaşılması hiç de zor olmayan örnekleri sıralıyorum izninizle… 

 

  • Yeni yıkanmış, mis gibi kokan tertemiz bir çarşafın üzerinde uyumak…
  • Uzun süre giymediğiniz bir montunuzun cebinden kâğıt para çıkması…
  • Sevdiklerinizden; sizi, size anlatan, karakterinizi yansıtan, düşünülmüş, hatıra olarak kalabilecek bir hediye almak…
  • Sizi kolay kolay unutamayan eski sevgilinizin, hâlâ gizli gizli sosyal medyanızda gezindiğini öğrenmeniz…
  • Araba kullanırken radyoda sevdiğiniz şarkıya denk gelmek… (Ben yolu uzatıyorum lâf aramızda)
  • Alarm sesine maruz kalmadığımız her türlü uyku… En çok da sabah uykusu mutluluğun ta kendisidir bence…
  • Çay veya kahve fincanınızın üzerinde adınızın başharfinin yazması…
  • Telefonunuzun full çekmesi ve şarjının uzun süre gitmesi…
  • Metroyu kaçırmaktan son saniyede kurtulmanız…
  • Ek karttan alışveriş yaptığınızda, kart sahibine anında bilgi mesajı gitmemesi… (Erkekler bilmez bu duyguyu)
  • Tartıya çıktığınızda zayıfladığınızı gösteren sayıları görmeniz…
  • Neyi neden yaptığınızı bilen, kendinizi açıklamak zorunda kalmayacağınız, sustuklarınızı bile anlayan çok sağlam bir dert ortağınızın olması…
  • Hiç beklemediğiniz bir anda tam da hayal ettiğiniz özelliklerde birine âşık olmak… 
  • Başınızı yastığa koyduğunuzda gerçekleşmesini istediğiniz hayallere dalmak, “Nasıl olurdu acaba?” diye tahminlerde bulunurken uykuya dalmak…
  • Uyandığınız her yeni gün; aile fertlerinin nefesini duymak, kokusunu almak… 
  • Eğitimine destek olduğunuz gariban bir çocuğu, yıllar sonra çok iyi mevkilerde görmek…
  • Kuzenlerle birlikte eski fotoğraf albümlerine bakıp, ergenlik yıllarımızdaki halimizle dalga geçmek…
  • Sarılmak; evet evet sarılmak da çok mutlu eder insanı… Çünkü sağ tarafta kalp yoktur; ve orası hep boştur, sarılınca sağ yanını O’nun kalbi doldurur… O yüzden sarılırsak her şey geçer; ama darılırsak kalır… 
  • Dostlarınızın yüzündeki gülümsemenin sebebi olabilmek… Çünkü gülmekten daha güzel bir şey varsa; o da güldürmektir…
  • İlkokul öğretmeninizle yıllar sonra karşılaşmak…
  • Anneniz dışındaki birinden “Hava soğuk, sıkı giyin üşütme, gidince mesaj at” türünden cümleler duymak…
  • İlk buluşmalardaki ekstra nezâketin yerini doğallığa bırakıp; lüks bir restaurantta sushi değil de salaş bir yerde Adana dürüm yemek…
  • Sadece annenizin yaptığı patates kızartması; çünkü insan; teyzesinden veya yengesinden ikinci tabağı isteyemeye çekinir…
  • Günlük burç yorumlarında güzel şeyler yazıyor olması…
  • Çok kıymetli olduğunuzu hissettiren insanların varlığı… 
  • Özellikle çocukların ve yaşlıların sizi çok sevmesi… Çünkü onların sevgisi daha sahicidir…
  • Dargın bile olsanız; sevdiğiniz bir dostunuzun başarılı olduğunu duymanız…
  • Ne kadar zengin olursanız olun semt pazarına gidip çorap, tayt vb. şeyleri almak da kadınları mutlu eder…
  • Kız kıza çıkılan; bol bol erkekleri eleştirip; arada gelinlere, eltilere, görümcelere, kayınvalidelere de verip veriştirip, “Amaaaannn neyse gıybet yapmayalım boşver” deyip deşarj olunan tatiller…
  • Yakıcı güneşin altında iş yaparken bir anda hortumu terliklerimize tutup serinlemek de psikiyatriste gitmek kadar rahatlatır bizi…
  • Spor ayakkabının ilk günkü bembeyaz hâli…
  • Tek derdi “Hiç esmiyor” ya da “Deniz sabah daha güzeldi, akşamüstü dalgalı” olan yazlıkçı haleti ruhiyesi… 
  • Kaybolduğumuz bir yerde “Rota yeniden hesaplanıyor” cümlesini mümkün olduğunca az duymak…
  • İnsanların sizi, türlü katakullilerle gerçek hayatta değil; sadece salıncakta sallaması…
  • Sahilde, günbatımı fotoğrafları çekmek…
  • Satın aldığınız ürünün kasada ekstra indirimi olduğunu öğrenmek…
  • Verdiğimiz sözü, şartlar ne olursa olsun tutabilmek…
  • En çok da; sevildiğinden emin olmak mutlu eder insanı…
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sakinca.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.