Pınar Billur Odabaşı
Köşe Yazarı
Pınar Billur Odabaşı
 

En meşhur anne sözleri

İstisnasız her annenin söylediği ve günün sonunda haklı çıktığı, modası hiç geçmeyen bazı cümleler vardır… Nesiller gelir geçer fakat bu kalıplar hiç eskimez… Hadi bugün güldürürken düşündüren o meşhur anne sözlerini anımsayalım…   “Sen gitme, arkadaşın bize gelsin” le başlayalım mı?.. Henüz “Tabii ki çocuğum, git kal arkadaşında” diyen bir anneye rastlamadım ben… İkna kabiliyetiniz varsa, “denetimli serbestlik”ten farksız saatler sizi bekliyor demektir. Her türlü konum bilgisi, fotoğraf vs. gibi argümanları hazırlamanız şart… Tabii ki bu klasik cümleyi bir başka ezbere bildiğimiz şu açıklama takip eder; “Ben sana değil, çevreye güvenmiyorum!” Hafiften iltifatla süslenmiş bu sözler sizi biraz yumuşatsa da ikna etmeye yetmez pek…  Yılmayan azimli annelerin tehditvâri son cümlesi ise şudur; “Geç kalma bari! Baban kızıyor sonra bak!” Oysa babanız hiç kızmıyordur; çünkü mevzuyu bile bilmiyordur… Ne demişler “En son babalar duyar!..”  Tabii bu arada siz hazırlanırken; illâki bir şeyleri bulamayıp “O nerde bu nerde?” diye sorarsınız… Her annenin cevabı aynıdır: “Nereye koyduysan ordadır!” Yok yok hiç öyle küçümsemeyin; bu cümle; mecburi beyin jimnastiği yaptırır, sizi geçmişe götürür ve mutlu sona ulaştırır. Ekstra bir şey için izin istediğinizde “Valla ben bilmem, git babana sor!” deyip işin içinden sıyrılırlar… Babanıza sorunca da dayanamayıp size arka çıkarlar… O an göz göze geldiyseniz; “Sen bana dua et yine” bakışları; size ilerleyen günlerde; yemek masasını toplamak, renkli çamaşırları asmak veya bulaşık makinesini boşaltmak olarak geri dönecektir hiç şüpheniz olmasın…  Bir başka klasik anne cümlesi; “Ayağına terlik giy”dir… Yaşınız farketmez; evlat ve yalınayak olmanız kâfidir. Olur da bir an oflayıp puflarsanız, “Bir hasta ol da bak o zaman n’apıyorum ben sana!” cümlesini işitirsiniz… Bu, gelmiş geçmiş en masum tehdittir; niye mi? E yavrusu hasta olmuş bir kadın; hemen et-tavuk suyuyla çorba yapar da ondan… Bu da ceza değil, ödüldür yani… Bir konuda hemfikir olmadığınızda, burnunuzun dikine gittiğinizde duyacağınız cümle ise şudur;“Tabi çocuğum biz hiçbir şeyi bilmeyiz, her şeyi siz bilirsiniz!” İltifat görünümlü hakaret gibidir bu biraz… Hâttâ o an annenizin akşam yemeği için ayıkladığı taze fasulyeler de bu serzenişten nasibini alır… Anneniz, “Aman bu da kılçıklı çıktı vs.” der; siz, tam “Hehh konu değişti” diye sevinirken; mevzuları öyle bir entegre eder ki; “Yok yok geç pişecek bu, insanoğlu da böyledir işte, hep ham hep çiğ” deyiverir; hâliyle siz; zeytinyağlı fasulyeden önce en mânidar tribi yemiş olursunuz… Bir de kişiye göre değişen şöyle bir klasik anne sözü vardır; “Allah, sana da senin gibi bir evlat versin de gör; başka da bir şey demiyorum!..” Şimdi lâf dinleyen, annenizin huyuna suyuna giden biriyseniz bu cümleyi iltifat olarak kabul edebilirsiniz; lâkin durum tam tersiyse eğer tehlikeli bir serzenişle karşı karşıyasınız demektir… Üstelik ses tonu ve vücut dilinde sitemkâr bir hava da varsa eğer; hiç düşünmeden gönül alın derim ben… Aksi hâlde anneniz o an bir yandan çamaşır katlarken dertlenir; bir yandan tv’deki Sibel Can’ın oynak şarkısına kapılıp neşelenir; 2 saniye sonra da nerde kalmıştım ruhuyla  “Aferin böyle devam et, hiç söz dinleme!”  diye ibreyi ışık hızında size çevirir… Odadaki perde, avize, halının deseni bile “Bak hiç beni dinliyor mu!” cümlesinin şahididir; çünkü  trip atarken annelerin suratları genelde size dönük değildir; “Allah’ım sen sabır ver!” der gibi, başları hep hafif sağa ve yukarı doğru şekillenir… Dua edin de o an Sibel Can da slow, içli, yanık bir şarkı okumasın; ortam hiç yokken “Dertler derya olmuş”a dönmesin…  Olur da gönül verdiğiniz kişiyi veya “dostum” diye sırtınızı yasladığınız insanları, annenizin gözü tutmadıysa siz bir kez daha düşünün derim ben… Hâttâ iki arkadaşınız atıştıysa “Aman çocuğum sen karışma; yarın öbür gün onlar barışır, arada sen kötü olursun” diye taktik de verirler…  Üstelik haksız çıktıklarını hiç görmedim şu yaşıma kadar; “Ben demiştim ama lâfımız dinlenmiyor ki!” sitemlerinde çok haklı oldukları aşikâr… “Peki sen en çok hangi klasik cümleyi seviyorsun Pınar?” diye sorarsanız eğer; “Anne olunca anlarsın”ı tek geçerim… Şu üç kelimelik cümlenin içinde; bir ömürlük fedâkârlık, kopmayan bir bağ, kaybetmekten korkmanın verdiği endişe, bazen sitem, bazen öğüt, bazen cansiperane bir duruş ama en çok da hayattaki tek gerçek sevgi vardır… O yüzden yine bir klasikle bitireyim yazımı; “Anneye üfff denmez!” 
Ekleme Tarihi: 13 Mart 2022 - Pazar

En meşhur anne sözleri

İstisnasız her annenin söylediği ve günün sonunda haklı çıktığı, modası hiç geçmeyen bazı cümleler vardır… Nesiller gelir geçer fakat bu kalıplar hiç eskimez… Hadi bugün güldürürken düşündüren o meşhur anne sözlerini anımsayalım…

 

  • “Sen gitme, arkadaşın bize gelsin” le başlayalım mı?.. Henüz “Tabii ki çocuğum, git kal arkadaşında” diyen bir anneye rastlamadım ben… İkna kabiliyetiniz varsa, “denetimli serbestlik”ten farksız saatler sizi bekliyor demektir. Her türlü konum bilgisi, fotoğraf vs. gibi argümanları hazırlamanız şart…
  • Tabii ki bu klasik cümleyi bir başka ezbere bildiğimiz şu açıklama takip eder; “Ben sana değil, çevreye güvenmiyorum!” Hafiften iltifatla süslenmiş bu sözler sizi biraz yumuşatsa da ikna etmeye yetmez pek… 
  • Yılmayan azimli annelerin tehditvâri son cümlesi ise şudur; “Geç kalma bari! Baban kızıyor sonra bak!” Oysa babanız hiç kızmıyordur; çünkü mevzuyu bile bilmiyordur… Ne demişler “En son babalar duyar!..” 
  • Tabii bu arada siz hazırlanırken; illâki bir şeyleri bulamayıp “O nerde bu nerde?” diye sorarsınız… Her annenin cevabı aynıdır: “Nereye koyduysan ordadır!” Yok yok hiç öyle küçümsemeyin; bu cümle; mecburi beyin jimnastiği yaptırır, sizi geçmişe götürür ve mutlu sona ulaştırır.
  • Ekstra bir şey için izin istediğinizde “Valla ben bilmem, git babana sor!” deyip işin içinden sıyrılırlar… Babanıza sorunca da dayanamayıp size arka çıkarlar… O an göz göze geldiyseniz; “Sen bana dua et yine” bakışları; size ilerleyen günlerde; yemek masasını toplamak, renkli çamaşırları asmak veya bulaşık makinesini boşaltmak olarak geri dönecektir hiç şüpheniz olmasın… 
  • Bir başka klasik anne cümlesi; “Ayağına terlik giy”dir… Yaşınız farketmez; evlat ve yalınayak olmanız kâfidir. Olur da bir an oflayıp puflarsanız, “Bir hasta ol da bak o zaman n’apıyorum ben sana!” cümlesini işitirsiniz… Bu, gelmiş geçmiş en masum tehdittir; niye mi? E yavrusu hasta olmuş bir kadın; hemen et-tavuk suyuyla çorba yapar da ondan… Bu da ceza değil, ödüldür yani…
  • Bir konuda hemfikir olmadığınızda, burnunuzun dikine gittiğinizde duyacağınız cümle ise şudur;“Tabi çocuğum biz hiçbir şeyi bilmeyiz, her şeyi siz bilirsiniz!” İltifat görünümlü hakaret gibidir bu biraz… Hâttâ o an annenizin akşam yemeği için ayıkladığı taze fasulyeler de bu serzenişten nasibini alır… Anneniz, “Aman bu da kılçıklı çıktı vs.” der; siz, tam “Hehh konu değişti” diye sevinirken; mevzuları öyle bir entegre eder ki; “Yok yok geç pişecek bu, insanoğlu da böyledir işte, hep ham hep çiğ” deyiverir; hâliyle siz; zeytinyağlı fasulyeden önce en mânidar tribi yemiş olursunuz…
  • Bir de kişiye göre değişen şöyle bir klasik anne sözü vardır; “Allah, sana da senin gibi bir evlat versin de gör; başka da bir şey demiyorum!..” Şimdi lâf dinleyen, annenizin huyuna suyuna giden biriyseniz bu cümleyi iltifat olarak kabul edebilirsiniz; lâkin durum tam tersiyse eğer tehlikeli bir serzenişle karşı karşıyasınız demektir… Üstelik ses tonu ve vücut dilinde sitemkâr bir hava da varsa eğer; hiç düşünmeden gönül alın derim ben… Aksi hâlde anneniz o an bir yandan çamaşır katlarken dertlenir; bir yandan tv’deki Sibel Can’ın oynak şarkısına kapılıp neşelenir; 2 saniye sonra da nerde kalmıştım ruhuyla  “Aferin böyle devam et, hiç söz dinleme!”  diye ibreyi ışık hızında size çevirir… Odadaki perde, avize, halının deseni bile “Bak hiç beni dinliyor mu!” cümlesinin şahididir; çünkü  trip atarken annelerin suratları genelde size dönük değildir; “Allah’ım sen sabır ver!” der gibi, başları hep hafif sağa ve yukarı doğru şekillenir… Dua edin de o an Sibel Can da slow, içli, yanık bir şarkı okumasın; ortam hiç yokken “Dertler derya olmuş”a dönmesin… 
  • Olur da gönül verdiğiniz kişiyi veya “dostum” diye sırtınızı yasladığınız insanları, annenizin gözü tutmadıysa siz bir kez daha düşünün derim ben… Hâttâ iki arkadaşınız atıştıysa “Aman çocuğum sen karışma; yarın öbür gün onlar barışır, arada sen kötü olursun” diye taktik de verirler…  Üstelik haksız çıktıklarını hiç görmedim şu yaşıma kadar; “Ben demiştim ama lâfımız dinlenmiyor ki!” sitemlerinde çok haklı oldukları aşikâr…
  • “Peki sen en çok hangi klasik cümleyi seviyorsun Pınar?” diye sorarsanız eğer; “Anne olunca anlarsın”ı tek geçerim… Şu üç kelimelik cümlenin içinde; bir ömürlük fedâkârlık, kopmayan bir bağ, kaybetmekten korkmanın verdiği endişe, bazen sitem, bazen öğüt, bazen cansiperane bir duruş ama en çok da hayattaki tek gerçek sevgi vardır… O yüzden yine bir klasikle bitireyim yazımı; “Anneye üfff denmez!” 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sakinca.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.