Pınar Billur Odabaşı
Köşe Yazarı
Pınar Billur Odabaşı
 

Kendimize nasıl yatırım yaparız?

Yatırım deyince pek çok insanın aklına hemen ev, arsa, dükkan vs geliyor… Ekonomik dar boğazdan geçtiğimiz şu günlerde maalesef bunlar da artık pek kolay elde edeceğimiz şeyler değil ama bizim konumuz bambaşka bugün… Şimdi niceliği bir kenara bırakıp, niteliğe geçiş yapalım izninizle… Peki bir insan kendine nasıl yatırım yapabilir; şimdi biraz bunu konuşalım… İşe ilk olarak kendimizi tanımakla başlamalıyız. Karakterimizi, duruşumuzu, hırslarımızı, hatalarımızı, korkup kaçtıklarımızı, olmasını istediklerimizi, yeteneklerimizi sağlam bir süzgeçten geçirmeliyiz. Yani bir nevi “kendimizle yüzleşmeliyiz” ; yüzsüzleşmeden, kendimizi kandırmadan elbette… Aksi hâlde; “karanlık işler” yapan bir örgüt liderinin adının “Gündüz” olması kadar tezat ve vasat bir tablo çıkar ortaya…   İkinci adımda huylarımızı masaya yatırmalıyız… Aşırı sinirliysek bunun bize ne kaybettirdiğini hesaplamalıyız; ya da tam tersi insanlara fazla toleranslıysak bunun bizi ne kadar hırpaladığını düşünmeliyiz. Bu tıpkı şuna benzer; hayat bir otoban gibidir. Sadece trafik ışıklarında değil; her mecrada nerde “durup” nerde “geçeceğimizi” ya da dörtlüleri yakıp kimi bekleyip; kime ne zaman yol vereceğimizi öğrenmemiz lazım…  Mesleğimiz dışında ikinci bir alan açmalıyız kendimize… Olur da işimiz bozulursa, iflas edersek yani herhangi bir kriz anında; b planını devreye sokarız. Örneğin mühendissinizdir ve işten artan vakitlerde ilkokul, ortaokul çocuklarına özel matematik dersi verebilirsiniz. Ya da edebiyat öğretmenisinizdir ve şâhâne kek yapıyorsunuzdur; bir kitap-kafe’nin günlük kurabiye-kek siparişlerine talip olursunuz… Böylece yetenekleriniz ve eğitimleriniz doğrultusunda yeni alanlar açarak zor zamanlarda kimseye muhtaç olmadan hayata tutunursunuz.   İlgimizi çeken şeyler hakkında; o konuya epey kafa yormuş insanların tecrübelerine kulak vermeliyiz… Şahsen ben 3 kez evlenip boşanan bir evlilik terapistinden ziyade; aynı yastıkta 50-60 yılı devirmiş amcaların-teyzelerin tavsiyelerini daha kıymetli bulurum. Çünkü orda “klavye delikanlılığı” dediğimiz ezbere cümleler yoktur; bilâkis yaşanmışlıklar vardır. Yani neyi; kimden ve nasıl dinleyeceğimizi bilmek çok önemlidir.   Dış görünüşümüze özen göstermek de kendimize yapacağımız en güzel yatırımlardan biridir. Burada kastettiğim şey elbette irite edici boyuttaki estetik ameliyatlar, dolgular, yapay dudaklar, protez tırnaklar vs değil. Boy-kg endeksini korumak, en azından düzenli yürüyüşler yaparak formda kalmak ve aynalarla barışmak kendimize olan güvenimizi de artırır.   Motivasyonumuzu artıran insanlarla vakit geçirmek de çok önemlidir. Fakat her söylediğimizi onaylayan değil; iyi niyetli olduğu kadar objektif davranmaya da özen gösteren dostları kastediyorum. Çünkü eleştiri doğru zamanda doğru kişiden doğru bir üslupla gelirse; bizi her zaman yukarı taşır. Eleştiri; vücuttaki ağrıya benzer; evet belki o an tadımızı kaçırır doğru ama bir yerlerde bir sorun olduğunun da işaretidir. Sorunun kaynağını anlamak yerine habire ağrı kesici alırsanız bir süre sonra midenizi de bozarsınız. İşte doğru eleştiri de “erken teşhis” gibi sizi direkten döndürür.    “Kendimize yatırımın olmazsa olmaz şartı nedir Pınar?” diye sorarsanız ise “nezaket”tir derim hiç kuşkusuz… Nezaket; düşüncelerimizin elbisesidir. Etrafınızdaki kişiler; size ne kadar kaba ve görgüsüz davranırsa davransın; sizi ne kadar kırarsa kırsın; elbette fikrinizi söyleyin ama asla duruşunuzu bozmayın ve nezaketten ödün vermeyin. Neden mi; çünkü “nezaket”ten daha iyi bir savunma silahı henüz icat edilmemiştir de ondan… 
Ekleme Tarihi: 11 Haziran 2022 - Cumartesi

Kendimize nasıl yatırım yaparız?

Yatırım deyince pek çok insanın aklına hemen ev, arsa, dükkan vs geliyor… Ekonomik dar boğazdan geçtiğimiz şu günlerde maalesef bunlar da artık pek kolay elde edeceğimiz şeyler değil ama bizim konumuz bambaşka bugün… Şimdi niceliği bir kenara bırakıp, niteliğe geçiş yapalım izninizle… Peki bir insan kendine nasıl yatırım yapabilir; şimdi biraz bunu konuşalım…

İşe ilk olarak kendimizi tanımakla başlamalıyız. Karakterimizi, duruşumuzu, hırslarımızı, hatalarımızı, korkup kaçtıklarımızı, olmasını istediklerimizi, yeteneklerimizi sağlam bir süzgeçten geçirmeliyiz. Yani bir nevi “kendimizle yüzleşmeliyiz” ; yüzsüzleşmeden, kendimizi kandırmadan elbette… Aksi hâlde; “karanlık işler” yapan bir örgüt liderinin adının “Gündüz” olması kadar tezat ve vasat bir tablo çıkar ortaya…

 

İkinci adımda huylarımızı masaya yatırmalıyız… Aşırı sinirliysek bunun bize ne kaybettirdiğini hesaplamalıyız; ya da tam tersi insanlara fazla toleranslıysak bunun bizi ne kadar hırpaladığını düşünmeliyiz. Bu tıpkı şuna benzer; hayat bir otoban gibidir. Sadece trafik ışıklarında değil; her mecrada nerde “durup” nerde “geçeceğimizi” ya da dörtlüleri yakıp kimi bekleyip; kime ne zaman yol vereceğimizi öğrenmemiz lazım… 

Mesleğimiz dışında ikinci bir alan açmalıyız kendimize… Olur da işimiz bozulursa, iflas edersek yani herhangi bir kriz anında; b planını devreye sokarız. Örneğin mühendissinizdir ve işten artan vakitlerde ilkokul, ortaokul çocuklarına özel matematik dersi verebilirsiniz. Ya da edebiyat öğretmenisinizdir ve şâhâne kek yapıyorsunuzdur; bir kitap-kafe’nin günlük kurabiye-kek siparişlerine talip olursunuz… Böylece yetenekleriniz ve eğitimleriniz doğrultusunda yeni alanlar açarak zor zamanlarda kimseye muhtaç olmadan hayata tutunursunuz.

 

İlgimizi çeken şeyler hakkında; o konuya epey kafa yormuş insanların tecrübelerine kulak vermeliyiz… Şahsen ben 3 kez evlenip boşanan bir evlilik terapistinden ziyade; aynı yastıkta 50-60 yılı devirmiş amcaların-teyzelerin tavsiyelerini daha kıymetli bulurum. Çünkü orda “klavye delikanlılığı” dediğimiz ezbere cümleler yoktur; bilâkis yaşanmışlıklar vardır. Yani neyi; kimden ve nasıl dinleyeceğimizi bilmek çok önemlidir.

 

Dış görünüşümüze özen göstermek de kendimize yapacağımız en güzel yatırımlardan biridir. Burada kastettiğim şey elbette irite edici boyuttaki estetik ameliyatlar, dolgular, yapay dudaklar, protez tırnaklar vs değil. Boy-kg endeksini korumak, en azından düzenli yürüyüşler yaparak formda kalmak ve aynalarla barışmak kendimize olan güvenimizi de artırır.

 

Motivasyonumuzu artıran insanlarla vakit geçirmek de çok önemlidir. Fakat her söylediğimizi onaylayan değil; iyi niyetli olduğu kadar objektif davranmaya da özen gösteren dostları kastediyorum. Çünkü eleştiri doğru zamanda doğru kişiden doğru bir üslupla gelirse; bizi her zaman yukarı taşır. Eleştiri; vücuttaki ağrıya benzer; evet belki o an tadımızı kaçırır doğru ama bir yerlerde bir sorun olduğunun da işaretidir. Sorunun kaynağını anlamak yerine habire ağrı kesici alırsanız bir süre sonra midenizi de bozarsınız. İşte doğru eleştiri de “erken teşhis” gibi sizi direkten döndürür. 

 

“Kendimize yatırımın olmazsa olmaz şartı nedir Pınar?” diye sorarsanız ise “nezaket”tir derim hiç kuşkusuz… Nezaket; düşüncelerimizin elbisesidir. Etrafınızdaki kişiler; size ne kadar kaba ve görgüsüz davranırsa davransın; sizi ne kadar kırarsa kırsın; elbette fikrinizi söyleyin ama asla duruşunuzu bozmayın ve nezaketten ödün vermeyin. Neden mi; çünkü “nezaket”ten daha iyi bir savunma silahı henüz icat edilmemiştir de ondan… 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sakinca.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.